11 Eylül'ün 25. yılında istihbarat ve strateji: Öğrenilen dersler, değişen tehditler ve hâlâ açık kalan boşluklar
İkiz Kuleler saldırısının 25. yılında uzmanlar, istihbarat paylaşımındaki reformların yetmediğini, tehdidin merkeziyetsizleştiğini ve stratejik odaklanmanın kaydığını vurguluyor.

11 Eylül 2001 salısının sabahı, 19 kaçıcının dört ticari uçağı ele geçirerek New York, Washington ve Pennsylvania'ya yönelttiği saldırılar, modern tarihinin en ağır istihbarat başarısızlığı olarak kaydedildi. 2.977 canin gittiği o gün, ABD'yi ve müttefiklerini iki dekadtır süren 'terörle savaş'a itmiş, küresel güvenlik mimarisini baştan aşağı değiştirmişti. 25 yıl sonra, 11 Eylül Komisyonu raporunun tespit ettiği 'hayal kırıklığı ve başarısızlık kültürü' yerini kurumsal reformlara bırakmış olsa da, temel sorunların bir kısmı hâlâ çözülmemiş.
İstihbarat duvarı yıkıldı, ama veri çöplüğü doğdu
Saldırılardan önce FBI ve CIA arasında yasal ve kültürel bir 'duvar' vardı. 2004'te kurulan Milli İstihbarat Müdürlüğü (DNI) ve Ulusal Kaçak Terör Merkezi (NCTC), bu bürokratik engelleri aşmak için tasarlandı. Bugün 18 istihbarat örgütünden oluşan topluluk, günde milyonlarca veri parçasını işliyor. Ancak eski CIA analisti ve Brookings Kurumu uzmanı Bruce Riedel'in ifadesiyle, "sorun artık bilgi eksikliği değil, gürültü içinde sinyali bulmaktır". Yapay zeka destekli filtreleme araçları devreye girdiği halde, 2023-2024 döneminde ABD heim içinde gerçekleşen birkaç tek aktörlü saldırı, tehdit tespitinin hâlâ mükemmel olmadığını gösterdi.
Tehdit merkeziyetsizleşti, 'marka' yerini 'ilham' bıraktı
El-Kaide'nin hiyerarşik yapısı, drone saldırıları ve istihbarat operasyonlarıyla büyük ölçüde çökertildi. Yerine, ISIS (DAEŞ) gibi franchising modeli ve daha sonra tamamen örgütsüz, online radikalize olan 'tek kurt' aktörleri geldi. 2025 yılı sonu ABD Heim Güvenliği Bakanlığı (DHS) risk değerlendirmesinde, yabancı terör örgütü yönlendirmeli saldırı riskinin en düşük seviyeye düştüğü, ancak iç kaynaklı ciddiyetli ideolojik şiddet (beyaz üstünlükçü, anti-hükümet, tek konulu radikalizasyon) riskinin zirve yaptığı belirtiliyordu. Bu kayma, 2001 sonrası kurulan karşı terör makinesinin — yurt dışı odaklı, askerî ağırlıklı — yeni gerçeklikle uyumlu olmadığını kanıtlıyor.
Afganistan ve Irak: Stratejik sapmanın maliyeti
11 Eylül'ün doğrudan cevabı olan Afganistan operasyonu (Operasyon Dayanıklı Özgürlük), 2021 Ağustos'ta kaotik bir çekilişle sona erdi. Irak Savaşı ise 11 Eylül ile doğrudan bağlantısı olmayan, KMDD iddialarıyla 정당landırılmış ayrı bir çeteledi. Brown Üniversitesi 'Savaş Maliyetleri Projesi' verilerine göre, iki savaşın toplam maliyeti (veteran bakımı ve faizler dahil) 8 trilyon doları aştı. Stratejik olarak, bu savaşlar ABD'nin odaklanmasını Büyük Güç Rekabeti (Çin-Rusya) ve siber/uzay alanlarından uzaklaştırdı. 2022 Ulusal Güvenlik Stratejisi belgesi, bu 'terörle savaş' parantezinin kapanışını ve odaklanmanın Indo-Pasifik'e kaydırılını resmiyet kazandırdı.
Yurt içi hukuk ve gizlilik dengesinin değişen çizgisi
USA PATRIOT Yasası'nın 215. maddesiyle başlayan toplu veri toplama programları, 2013 Edward Snowden açıklamaları ve 2015 USA ÖZGÜRLÜK Yasasıyla kısmen sınırlandırıldı. Ancak 2020'de Section 702 (yabancı hedefli toplama) yetkisinin yenilenmesi ve 2024'te FBI'nin bu veritabanına 'yalnızca yasal amaçla' erişim kurallarının gevşetilmesi, güvenlik-gizlılık sarsıntısının hâlâ canlı olduğunu gösterdi. Sivil toplum kuruluşları, yargısız gözetimin yurttaşlara genişletilme riskini hâlâ işaret ediyor.
Kaçırılan fırsatlar ve ileri bakış
Uzmanlar üç alanda 'kaçırılan fırsat' vurgular: Birinci, 2000'li yılların ortalarında Pakistan ve Suudi Arabistan ile radikal medrese ağlarını ve finansman kanallarını kökünden kesme fırsatı, askerî operasyonların gölgesinde kaldı. İkinci, Suriye savaşının erken yıllarında (2011-2013) muhalefetin seküler kanatlarını güçlendirme ve DAEŞ'in doğuşunu engelleme penceresi, 'kırmızı çizgi' kararsızlığına kurban gitti. Üçüncü, siber alan ve yapay zekada erken normlaştırma ve Abschreckung (ceddetme) stratejisi, 2016 ABD seçim müdahalesi ve Sonrası fidye yazılımı salgınlarıyla acı bir şekilde test edildi.
Bugün, 11 Eylül anıtlarının gölgesinde büyüyen bir nesil, o günü sadece tarih kitaplarından biliyor. Onlar için terör, uçağın binaya çarpması değil, Discord sunucusundaki radikalizasyon, derin sahte (deepfake) videolarla manipülasyon ve kritik altyapılara siber saldırı demek. 25 yıl önce 'bağlantı noktalarını birleştirmeyen' istihbarat topluluğu, bugün 'veri okyanusunda boğulmamak' için mücadele ediyor. Ders şu: Tehdit formu her değiştiğinde, kurumlar ve zihniyetler de o hızda evrilmezse, tarih tekerrür etmez ama ritimleri benzer.
HaberGo Editor ve Muhabır ekibi
