AB Fonları ve İklim Diplomasisinde Türkiye'nin 4 Stratejik Hamlesi
Yeni dönem AB mali yardımı müzakereleri ve CBAM sürecine karşı Türkiye, yasa tasarısı ve üst düzey koordinasyonla dört eksende hamle yapıyor.

Ankara — Türkiye, AB ile ilişkilerdeki "pozitif gündem" çerçevesinde 2027-2027 dönemini kapsayan yeni Mali İşbirliği Tesisi (İşbirliği Tesisi) müzakerelerine girerken, Karbon Sınır Düzenlemesi (CBAM) geçiş döneminin sona ermesi riski altındaki ihracatçıları korumak üzere dört eksende eşzamanlı bir diplomatik ve yasal girişim başlattı. Cumhurbaşkanlığı ve ilgili bakanlıkların koordineliğiyle şekillenen strateji; hem fon kapısını aralamayı hem de Yeşil Mutabakat uyum sürecini yönetmeyi hedefliyor.
Yeni Mali Tesis müzakereleri için teknik mandat netleşti
AB'nin çok yıllık bütçe çerçevesinde (MFF) Türkiye'ye ayrılacak kaynakların ölçeği ve erişim koşulları, son haftalarda Brüksel'de yapılan teknik toplantılarda masaya yatırıldı. Kalkınma Ajansı Başkanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Türkiye tarafı "performans temellendirilmiş" yeni bir yapı önerirken, Komisyon'un "kural önceliği" (rule of law) şartılamasını işbirliği alanlarıyla (enerji, ulaşım, iklim, sivil toplum) sınırlandırma yönünde bir müzakere pozisyonu benimsedi. Resmi görüşmelerin sonbahar döneminde üst düzeye taşınması bekleniyor.
İklim Yasası ve ETS Meclis gündemine taşınıyor
CBAM'nin 2026 itibarıyla başlayacak kesin uygulama dönemine hazırlık olarak, emisyon ticaret sistemi (ETS) kurucu yasasının ve İklim Yasası taslağının Meclis sürecine girmesi gündemde. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, "ulusal durum" belirleme çalışmalarını tamamlayarak, enerji yoğun sanayi sektörlerinin (çelik, çimento, alüminyum, gübre, elektrik, hidrojen) serbest kota tahsisat yöntemlerini AB mevzuatıyla uyumlu hale getirme tasarısını nihaileştiriyor. Bu adım, ihracatçıların CBAM sertifikası maliyetinden muafiyet sağlaması için kritik bir ön koşul olarak değerlendiriliyor.
Üst düzey koordinasyon için "AB Uyum Kurulu" yeniden yapılandırılıyor
Müzakere sürecinin çok boyutlu doğası (mali, yasal, politik), karar alma mekanizmasının merkeziyetçileştirilmesini zorunlu kıldı. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği bünyesinde, Dışişleri, Hazine ve Maliye, Ticaret, Enerji ve Çevre bakanlıkları ile Kalkınma Ajansı'nı kapsayan, haftalık seyirde toplanan bir "Yüksek Seviye AB Uyum ve Müzakere Koordinasyon Kurulu" faaliyete geçirildi. Kurul, teknik ekiplerin ürettiği metinlerin politik onay sürecini kısaltmak ve Brüksel'e tek bir "Türkiye sesi" çıkarmak üzere tasarlandı.
Gümrük Birliği modernizasyonu ve vize serbestisi kart olarak masada
Diplomatik kaynaklar, fon müzakerelerinin ve iklim uyumunun tek başına yeterli olmayacağını, Türkiye'nin stratejik hedeflerinin 1996 tarihli Gümrük Birliği Kararının modernizasyonu (tarım, hizmetler, kamu ihaleleri, ticaret kolaylaştırma) ve vatandaşlar için vize serbestisi süreçlerinin de bu paketin içine kilitlendiğini aktarıyor. AB'nin "maddi birleşme" derinleştirme talepleri (enerji pazarı entegrasyonu, veri koruma, rekabet hukuku) ile Türkiye'nin "politik irade" beklentileri (vize, gümrük birliği genişletme) eşzamanlı ilerletilerek bir "büyük barter" zemini hazırlanmaya çalışılıyor.
Brüksel'de önümüzdeki ay beklenen Avrupa Komisyonu'nun Türkiye İlerleme Raporu, bu dört hamlenin somut karşılığını test edecek ilk resmi belge olacak. Ankara, raporun "yol haritası" niteliğinde olmasını ve Aralık AB Zirvesi'ne kadar somut bir "müzakere açılış paketi" imzalanmasını hedefliyor.
HaberGo Editor ve Muhabır ekibi
