HaberGo
Dünya

ABD-Huti Doğrudan Görüşmeleri: Riyad'ın Washington'dan Beklentisi ve Kırmızı Deniz Dengesi

ABD, Hutilerle Oman aracılığıyla sürdürdüğü gizli kanalı resmileştirirken, Suudi Arabistan Kırmızı Deniz güvenliği için Washington'dan somut garantiler istiyor.

HMHaber Merkezi
· 2 dk132 okunma
ABD-Huti Doğrudan Görüşmeleri: Riyad'ın Washington'dan Beklentisi ve Kırmızı Deniz Dengesi
ABD-Huti Doğrudan Görüşmeleri: Riyad'ın Washington'dan Beklentisi ve Kırmızı Deniz Dengesi

Washington, Sanaa ve Riyad arasındaki hassas dengeyi yeniden şekillendiren bir gelişmede, ABD yetkilileri Yemen'in İran destekli Huti hareketi ile doğrudan diplomatikan kanallarının aktif olduğunu onayladı. Görüşmeler, Oman'ın arabuluculuğında Muskat ve Masqat'ta ayrı oturumlarla sürdürülüyor; konu başlıkları Kırmızı Deniz'de ticaret gemilerine yönelik saldırıların durdurulması, Hudeyde limanının statüsü ve Yemen'de kalıcı bir ateşkesin çerçevesi oluştu.

Beyaz Sarayı Ulusal Güvenlik Konseyi sözcülüğü, görüşmelerin "terör örgütü ile meşruiyet sağlama amacı taşıymadığı, sadece bölgesel tehditleri azaltmak için pragmatik bir adım olduğunu" vurguladı. Buna karşın Hutilerin üst düzey temsilcileri, ABD'nin "blokajın kaldırılması ve yabancı güçlerin çekilmesi" koşulları olmadan herhangi bir taahhüt vermediklerini belirtti. Bu tablo, Washington'ın hem İran'ın bölgesel nüfuzunu sınırlama hem de küresel ticaret rotalarını koruma çabası arasındaki zorlu dengeyi ortaya koyuyor.

Riyad'ın Hesabı: Güvenlik Garantisi mi, Etki Alanı Paylaşımı mı?

Suudi Arabistan, 2015'ten beri yönettiği koalisyonun mali ve askeri yükünden sıyrılmak isteyen bir aktör olarak, Hutilerle kendi doğrudan müzakere masasını (2023 sonrası Oman hattı) korurken, ABD'nin bu yeni kanala dahil olmasını "kontrol altına alma" fırsatı olarak görüyor. Suudi Dışişleri Bakanlığı kaynakları, Riyad'ın Washington'dan üç temel talebini iletildiğini sıralıyor: Huti füzesi ve insansız hava aracı (İHA) envanterinin denetlenebilir bir mekanizmaya bağlanması, Hudeyde limanı gelirlerinin merkezi banka (Adan) denetimine geçirilmesi ve sınır güvenliği için Suudi istihbarat paylaşımının ABD uydu sistemleriyle desteklenmesi.

Ancak ABD, Suudi taleplerinin tümüyle karşılanmasının Hutileri masadan kaldıracağını, böylece Kırmızı Deniz'de "askeri çözüm" senaryosunu (ki Biden ve Trump yönetimleri de kaçındı) tetikleyeceğini öngörüyor. Bu nedenle Washington, Riyad'a "yumuşak garantiler" (istihbarat paylaşımı, deniz gücü varlığı) sunarken, "sert taahhütler" (Hutilerin silahsızlanması zaman çizelgesi) konusunda erteleme taktiği izliyor.

Kırmızı Deniz Ticareti: Sigorta Primleri Hala Risk Primi Taşıyor

Deniz sigortacılığı verilerine göre (Lloyd's Market Association, Ağustos 2026 raporu), Kırmızı Deniz rotasından geçen gemiler için savaş riski primleri, savaş öncesi seviyelerin %300-400 üstünde seyreder. Suez Kanalı trafiği, 2023 sonrası %40-50 oranında düşüş kaydettikten sonra kısmi toparlanmaya rağmen, büyük konteyner operatörlerinin (MSC, Maersk, CMA CGM) %60-70'i hala Kıta Avrupası rotasını tercih ediyor. Bu durum, Mısır için yılda milyarlarca dolarlık geçiş geliri kaybı ve global lojistik maliyetlerde kalıcı bir artış anlamına geliyor.

ABD'nin Hutilerle doğrudan masaya oturmasının arka planında, bu ekonomik sangların sürmemesi ve İsrail-Filistin çatışmasının bölgesel bir savaş ekonomisine dönüşmesinin önlenmesi yatıyor. Ancak Hutilerin, Gaza ateşkesine bağlayıcı bir tavır sergilememeleri ve "Filistin desteği" narratifiyle iç meşruiyetlerini pekiştirmeleri, Washington'ın elindeki müzakere kartlarını zayıflatıyor.

Önümüzdeki Haftalar: Muskat'ta "Çerçeve Anlaşması" Mümkün mü?

Diplomatik kaynaklar, Eylül sonu veya Ekim başında Muskat'ta, BM Yemen Özel Elçisi Hans Grundberg koordinasyonunda, ABD, Suudi Arabistan, Huti ve Yemen Hükümeti (Adan) temsilcilerinin katıldığı genişletilmiş bir formatın gündeme gelebileceğini aktarıyor. Hedef: "Savaş sonu bildirisi" değil, "şiddet azaltma ve güven güvenilirliği önlemleri" paketi. Bu paketin kalbi, Hudeyde limanına BM denetimli bir mekanizma, uçak seferlerinin (Sanaa-Amman/Kahire) düzenlileştirilmesi ve cezaevi tutuklularının karşılıklı serbest bırakılması olacak.

Riyad için bu süreç, 2030 Vizyonu'nun turizm ve yatırım hedefleri için "bölge güvenliği" sertifikası almak zorunluluğu taşıyor. ABD içinse, Kasım 2026 başkanlık seçimlerinden önce "dış politika başarısı" vitrinine konulabilecek nadir bir dosya. Hutiler ise meşruiyet arayışında, herhangi bir imza atmadan önce Sanaa'daki idari kontrollerini (vergi, gümrük, güvenlik) uluslararası tanınma karşılığı ödün vermemeye çalışıyor.

HM
Haber Merkezi

HaberGo Editor ve Muhabır ekibi