HaberGo
Kültür-Sanat

Ankara'nın kaybolan bağları: Şarkıda kalan izler, haritalarda neredeydi?

Eski Ankara'nın Dikmen'den Keçiören'e uzanan bağlık alanları nesi, nasıl betona boğuldu? Tarihsel kayıtlar ve şehir planları kaybolan üzüm bağlarının sınırlarını ortaya koyuyor.

HMHaber Merkezi
· 2 dk171 okunma
Ankara'nın kaybolan bağları: Şarkıda kalan izler, haritalarda neredeydi?
Ankara'nın kaybolan bağları: Şarkıda kalan izler, haritalarda neredeydi?

"Ankara'nın bağları çiçek açar" diye başlayan türkü, bugün beton yığınları arasında kaybolan bir coğrafyayı anlatır. Tarihsel kayıtlar, 1930'lu yıllara kadar Ankara'nın bugünkü yoğun semtlerinin büyük kısmının üzüm bağları, bahçeler ve bağ evleriyle çevrili olduğunu gösteriyor. Bu alanlar, şehrin güneyindeki Dikmen'den kuzeydeki Keçiören'e ve batıdaki Yenimahalle'ye kadar uzanan kesintisiz bir yeşil kuşak oluşturuyordu.

Cumhuriyet'in ilk yıllarında bağlık haritası

Ankara Enstitüsü Vakfı arşivleri ve 1924-1930 yıllarına ait Pervititch haritaları, şehrin merkezinin (Ulus, Kızılay çevresi) hemen dışında başlayan ve bugünkü Çankaya, Çayyolu, Eryaman, Sincan hatlarına kadar uzanan geniş bağlık bölgeleri olduğunu kanıtlıyor. Özellikle Dikmen, Gaziosmanpaşa, Çankaya, Keçiören, Etlik ve Yenimahalle bugünkü mahalle isimleri, o dönemde "Bağlar" veya "Bahçeler" olarak anılan üretim alanlarıydı. 1927 yılı nüfus sayımında Ankara'nın toplam nüfusu 75 bin civarındayken, şehir経済的 altyapısının önemli paydasını viticulture (bağcılık) oluşturuyordu.

Şarkının anlattığı coğrafya: Kalecik'ten şehre

Türküdeki "Ankara'nın bağları" ifadesi, genellikle Kalecik ilçesi ve çevresindeki ünlü Kalecik Karası üzümleriyle özdeşleştirilse de, şehir içi tüketim için yetiştirilen masabağları (Ankara Beyazı, Razakı gibi çatal üzümleri) şehrin hemen çevresindeydi. Halk arasında "Şehir Bağları" denilen bu alanlar, 1950'li yıllara kadar Ankara halkının meyve, üzüm ve şarap ihtiyacını karşılayan birincil kaynaktı. Bağ evleri (köşkler), yaz aylarında ailelerin yerleştiği, şehrin sosyal yaşamının aktığı alanlardı.

Betona boğulma süreci: 1950 sonrası kırsal göç

1950'li yıllardan itibaren başlayan hızlı kırsal göç ve plansız kentleşme, bu bağlık alanların parselasyonuna ve imara açılmasına neden oldu. 1957 Jansen Planı revizyonları ve sonrası imar affaları, tarım arazilerinin konut alanına dönüşümünü hukuki bir zemine oturttu. Dikmen Vadisi'nde bugün göl ve park alanları olarak korunan kısım, o dönemde sürekli inşaat baskısıyla mücadele eden son büyük bağlık alanlardan biriydi. Keçiören ve Yenimahalle'deki bağların yerini ise gecekondu mahalleleri ve daha sonra kentsel dönüşüm projeleri aldı.

Bugün kalan izler: Sokak isimleri ve az sayıda ağaç

O coğrafyanın neresinde kaldığını anlamak için günümüz haritalarına bakmak yeterli. Dikmen'de "Bağlık Sokak", Çankaya'da "Üzüm Sokak", Keçiören'de "Bağlar Mahallesi", Yenimahalle'de "Bağcılar Caddesi" gibi isimler, silinmiş coğrafyanın tek kalıntısıdır. Ankara Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı'nın yürüttü "Kent Belleği" projeleri kapsamında, eski bağ evlerinin bir kısmı (örneğin Dikmen Vadisi'ndeki veya Gazi Orman Çiftliği'ndeki yapılar) restore edilse de, üretim alanı olarak bağlıkların neredeyse tamamı tarihe karıştı. Bugün Ankara'nın şarap ihtiyacı neredeyse tamamen Kalecik, Ayaş ve çevre illerden karşılanıyor.

HM
Haber Merkezi

HaberGo Editor ve Muhabır ekibi