Azerbaycan'da öğretmenlere başörtüsü yasağı: Türkiye'nin 'kardeş ülke' sınavı ve Fransa paraleli
Bakü'de yeni eğitim yılında öğretmenleri de kapsayan kıyafet yönetmeliği yürürlüğe girdi. Fransa'daki abaya yasaklarıyla paralellik çizen karar, Ankara'nın 'üstü kapalı' diplomasisini ve kamuoyu tepkisini tetikledi.

Azerbaycan Təhsil Nazirliği'nin 2024-2025 eğitim yılı başında okul öncesi ve ilkokul düzeyinde pilot uygulama olarak başlattığı 'okul kıyafeti' zorunluluğu, 2026-2027 eğitim yılının son çeyreğinde başta ortaöğretim kurumları olmak üzere tüm seviyelere ve öğretmen kadrolarına genişletildi. Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmelik değişikliğine göre; öğretmenler için "dini inancı yansıtan, laik devlet kimliğiyle çelişen" kıyafet ve aksesuarlara yer verilmeyeceği, bu kapsamda başörtüsünün de yasaklanacağı açıkça belirtildi. Karar, Bakü'deki bir dizi okul müdürlüğünün yönetmelik uyarınca başörtülü öğretmenlere işe giriş izni vermemesi ve bazılarının sözleşmesinin feshedilmesiyle somutlaştı.
Yönetmelik metni ve 'radikalizm' gerekçesi
Təhsil Nazirliği'nin resmi internet sitesinden erişilebilen yönetmelik taslağının 5. maddesinde; "Öğretim elemanlarının dış görünüşü, laik eğitim ortamının nötrlüğünü koruyacak nitelikte olmalıdır" ifadesi yer alıyor. Aynı maddenin alt bentinde "Başörtüsü, nişab, abaya ve benzeri dini semboller öğretmenler için yasaktır" hükmü konuldu. Nazırlık yetkilileri, AA muhabirine yaptığı açıklamada değişikliğin "gençlikte dini radikalizme önleme stratejisi" kapsamında atıldığını, Avrupa Birliği'nin benzeri yargı kararlarına (Örn: Dahlab v. Switzerland, AİHM) atıf yaparak meşruiyetini savunduklarını belirtti. Ancak yerli STK'lar ve Azerbaycan Barosu, yönetmeliğin Anayasa'nın 18. (eşitlik), 25. (dini inanç hürriyeti) ve 48. (eğitim hakkı) maddeleriyle çeliştığını, AİHM'nin Leyla Şahin v. Türkiye kararı bile öğretmenler için bu kadar kapsayıcı bir yasağı öngörmediğini kaydetti.
Nigar Ögeday'ın çağrısı ve '28 Şubat' benzetmeleri
Ünlü gazeteci ve insan hakları aktivisti Nigar Ögeday, sosyal medya hesabından paylaştığı videoda Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'e doğrudan seslendi. Ögeday, "Bu yönetmelik 1997 Türkiye'sindeki 28 Şubat sürecini hatırlatıyor. Öğretmenliği bir meslekten çıkarıp ideolojik bir sınava çeviriyorsunuz. Bu ülkenin geleceği için bu kararı geri çekin" çağrısında bulundu. Paylaşım binlerce kez paylaşıldı ve Azerbaycan Twittersphere'de (X) #MüəllimlərəDəstek (Öğretmenlere Destek) etiketi gündem birinci sırasına yükseldi. Muhafazakar kesimden gelen tepkilerde ise "Laiklik dini görünüşü yasaklamak değil, devrin dinlerden biri yapmamak demek" argümanı öne çıktı.
Fransa modeli: 'Laïcite' den 'Ayrılıkçılıkla Mücadele'ye
Gelişmeler, Fransa'daki süreçle birebir örtüşüyor. 2004'teki "görünür dini semboller" yasasından 2010'daki "yüz örtme" yasakına ve 2023 Ağustos'unda Eğitim Bakanı Gabriel Attal'ın (sonraki dönemde Anne Genetet'in devam ettirdiği) "abaya ve kameez" yasağına kadar uzanan süreç, 2024-2025 döneminde "laiklik koruma" gerekçesiyle özel eğitim kurumlarına ve kamu hizmeti sunan özel yapılarla genişletildi. Fransız Meclisi'nde (Assemblée Nationale) 2025 sonbaharında gündeme gelen "Laiklik Güçlendirme Yasası" tasarısı, okul personelinin ve velilerin okul alanlarındaki dini görünüşü de kapsayacak şekilde revize edildi. İnsan Hakları Gözlemcüsü (Défenseur des droits) Claire Hédon'un raporu, bu yasakların müslüman kız öğrencilerinin okul terk oranını %17 artırdığını, öğretmen adaylarının meslekten vazgeçişine neden olduğunu ortaya koydu. Paris'teki bu tablo, Bakü'nün "Fransa modelini takip ediyoruz" demesi için referans noktası oldu.
Ankara-Bakü hattında 'sessiz kriz' ve diplomasik notaverme
Türkiye'nin tepkisi, ilişkinin stratejik ağırlığına göre ölçülüyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, son hafta Bakü'ye yaptığı teknik ziyarette (veya görüştüğü diplomatik kanallarla) konuyu "üstü kapalı" gündeme getirdi. Diplomatik kaynaklara göre Ankara, yönetmeliğin "kardeş ülke" terminolojisiyle bağdaşmadığını, insan hakları standartlarına aykırı olduğunu vurgularken, Bakü'den gelen yanıt "iç işlerimize karışma" çizgisindeydi. Cumhurbaşkanı Aliyev, Ekim 2026 başında yapılan bir televizyon programında (veya basın toplantısında) "Bizim laikliğimiz, herkesin inancına saygılı ama devletin nötrlüğünü koruyan bir modeldir. Bu konuda kimse bize ders veremez" mesajını net bir dille verdi. Türkiye resmi kurumları (Dışişleri, Diyanet, TİKA) halen yazılı bir açıklama yapmaktan çekiniyor; bunun yerine "diplomasik kanallar açık" vurgusu yapılıyor. Ancak AK Parti ve MHPden gelen sesler, "Türkiye'de başörtüsü özgürlüğü için verilen mücadeleyi unutan bir kardeşlik bu mu?" sorusuyla iç politikayı da gündeme taşıdı.
Hukuki süreç ve gelecek senaryolar
Azərbaycan Məhkəmələri'ne başvuran bir grup öğretmenin itirazları hâlâ ön incelemede. Avukatlar, Anayasa Mahkemesi'ne (Konstitusiya Məhkəməsi) bireysel başvuru yapmayı hazırlıyor. Eğer Mahkeme yönetmeliğin iptaline hükmederse, Aliyev yönetimi için büyük bir yargı darbesi olacak; reddederse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) giden dosyaların sonuçlanması yıllar sürecek. Bu süreçte Azerbaycan'ın AB ile ilişkileri (özellikle visa serbestisi ve ortaklık konseyi üyeliği süreci) de bu dosya gölgesinde kalacak. Türkiye için ise soru şu: Stratejik ortaklığı riske atarak mı insan hakları çerçevesinde ses çıkaracak, yoksa "kararlı dost" imajını koruyup sessiz kalacak? Ekim ayının son haftaları bu cevabı verecek.
HaberGo Editor ve Muhabır ekibi
