Erdoğan G7 Zirvesi'ne Davet Edildi: Orta Doğu Barış Girişiminde Türkiye'nin Kritiği Rolü
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İtalya'da yapılacak G7 Zirvesi'ne misafir olarak davet edilmesi,Gazze ve Lübnan'daki ateşkes çabalarında Ankara'nın arabuluculuk konumunu güçlendiriyor.

Ankara — Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 15-17 Eylül tarihlerinde İtalya'nın Puglia bölgesinde başkanlık yaptığı G7 Zirvesi'ne misafir ülke başkanı statüsünde davet edildi. Başkanlık kaynaklarının yaptığı açıklamada, zirvenin ana gündem maddelerinden birinin 7 Ekim 2023'ten bu yana neredeyse üç yıl süren Orta Doğu çatışması olduğu, Erdoğan'ın ise bölgedeki askeri gerilimi durdurma ve insanitar koridorlar açma girişimlerinde Türkiye'nin önderliğini vurgulayacağı belirtildi.
Üç Yıllık Çatışmanın Diplomatik Dönüş Noktası
Orta Doğu, 7 Ekim 2023'te başlayan İsrail-Hamas çatışmasından sonra Gazze'yi aşarak Lübnan'daki Hizbullah, Yemen'deki Hutiler, Suriye ve İran'ı da kapsayan çok boyutlu bir kriz çukuruna girdi. 2024'te Rafah harekatı, 2025'te Lübnan kuzeyindeki kara operasyonları ve İran-İsrail doğrudan füze değişimleriyle bölgesel dengeler sarsıldı. Birleşmiş Milletler verilerine göre Gazze'de 40 bini aşen ölü sayısı ve neredeyse 2 milyon sığınmanın yarattığı insanitar felaket, uluslararası toplumun "İki Devlet Çözümü" rhetoric'sini somut adımlara dökmesi gerekliliğini artırdı. G7 liderleri (ABD, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, Japonya, Kanada) bu çerçevede İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'nin ev sahipliğinde yapacakları özel oturumda, bölgede kalıcı ateşke ve yönetim boşluğunun doldurulmasına odaklanacak.
Türkiye'nin Farklılaştıran Parametreleri
Ankara'nın bu zirveye davet edilmesi, Türkiye'nin bölgedeki benzersiz diplomatik erişiminin bir göstergesi olarak okunuyor. Türkiye; Hamas ile siyasi diyalog kanallarını açık tutan nadir NATO üyesi olması, İsrail ile diplomatik ilişkileri (2024 sonrası soğuma dönemine rağmen) kurumsal zeminde tutması, İran ve Katar ile sürekli istişare içinde olması ve Lübnan hükümeti ile tarihi bağlarıyla Hizbullah üzerindeki etkisiyle öne çıkıyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın son aylarda Kahire, Doha, Beyrut ve Ramallah hatlarında yürüttüğü "Ara Diplomasi", G7 şartnamesinin "Türkiye olmadan çözüm yok" kanaatine varmasında belirleyici oldu. Diplometik çevreler, Erdoğan'ın zirvede "Barış Koridoru" konseptini —güvenlik teminatı, insanitar yardım akışı ve Filistin Devleti tanıma sürecini bir arada tutan paket— sunacağını öngörüyor.
Zirve Gündeminde Üç Kritik Başlık
Kaynaklara göre G7 özel oturumunda masaya yatırılacak üç temel konu şunlar:
- Gazze'de Kalıcı Ateşke ve Yönetim Modeli: Hamas'ın silahsızlanması, İsrail'in çekilmesi ve Gazze'yi Batı Şeria'sıyla birleştiren bir Filistin otoritesinin (muhtemelen yenilenmiş Filistin Otoritesi veya teknokrat bir konsey) kurulması.
- Lübnan Güvenliği ve 1701 Sayılı Kararın Uygulanması: Litani Nehri kuzeyindeki Hizbullah silahlı varlığının bitirilmesi, Lübnan Ordusu'nun dağıtımı ve İsrail'in Lübnan topraklarından tam çekilmesi için uluslararası garanti mekanizması.
- Kızıl Deniz ve Aden Körfezi Güvenliği: Hutilerin ticaret gemilerine saldırılarının durdurulması ve küresel tedarik zincirlerine yönelik riskin azaltılması için bölgesel bir deniz güvenliği çerçevesi.
Önündeki Zorluklar ve ABD Faktörü
G7'nin ortak bildirisi beklenen "İki Devlet Çözümü" vurgusunu ne kadar operasyonel bir yol haritasına dönüştürebileceği şüpheler içinde. ABD'nin 2025 seçim sonrası Orta Doğu politikasının netleşmemesi, Netanyahu hükümetinin "Toplu Zafer" doktrininden vazgeçmemesi ve Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) tutuklama emirlerinin (Netanyahu, Gallant, Hamas liderleri) siyasi bir uzlaşıya engel olup olmayacağı en büyük bilinmezlikler. Ankara, bu engelleri aşmak için BM Güvenlik Konseyi'nde yeni bir karar tasarısı (muhtemelen 242 ve 338 sayılı kararların güncellenmesi) önerisi hazırladığı biliniyor. Bu tasarı, G7 onayını alarak BM Genel Kurulu'nda (16-30 Eylül) geniş bir konsensüs yakalanması hedefleniyor.
Erdoğan'ın Puglia'daki iki günlük programı, G7 liderleriyle iki yüz yüze görüşmelerinin yanı sıra, vatikan ile olası bir temas ve İtalyan iş dünyasıyla enerji/lojistik koridorları (Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru) üzerine teknik toplantıları da kapsıyor. Uzmanlar, bu zirvenin sonucunda çıkacak metnin "tavizsiz barış" dili taşıyıp taşımayacığının, Türkiye'nin bölgesel aktörlük kimliğini bir kez daha test edeceğini vurguluyor.
HaberGo Editor ve Muhabır ekibi
