HaberGo
Dünya

Suudi Müftü'sü Hutiler için 'cihat' fetvası verdi: Yemen'de dengeler nasıl değişti?

Suudi Arabistan'ın üst düzey dini otoritesi Şeyh Salih el-Fevzan, Hutiler karşıtı 'cihat' çağrısı yaparak askeri mücadelenin meşruiyetini tazeledi. Örgütün Marib'e ve Kırmızı Deniz'e hakimiyeti artarken, analistler İran desteğinden kabilesi yönetime uzanan dört kritik güçlenme dinamiklerini işaret ediyor.

HMHaber Merkezi
· 3 dk186 okunma
Suudi Müftü'sü Hutiler için 'cihat' fetvası verdi: Yemen'de dengeler nasıl değişti?
Suudi Müftü'sü Hutiler için 'cihat' fetvası verdi: Yemen'de dengeler nasıl değişti?

Riyad'da yetkili din kurumu Ülema Heyeti üyesi Şeyh Salih el-Fevzan'ın Yemen'de faaliyet gösteren Huti hareketi (Ensarullah) karşıtı verdiği 'cihat' fetvası, bölgedeki askeri ve diplomatik dengeleri yeniden koduyluyor. Bu gelişme, Hutilerin son aylarda Suudi destekli Yemeni hükümetinin kontrollü son güçlü kalesi Marib'e yönelik saldırılarını yoğunlaştırması ve Kırmızı Deniz'de uluslararası ticaret rotalarını hedef almasıyla paralel gittiği için stratejik bir anlam taşıyor.

Fetvanın ardındaki askeri gerilim

Suudi basınında yansıyan bilgilere göre el-Fevzan, Cuma hutbesinde ve yazılı beyannamesinde Hutileri 'yoldan sapmış bir taife' olarak tanımlayarak, onlarla mücadeleyi her Müslüman'ın görevi olarak nitelendirdi. Bu terminoloji, 2015 yılında başlayan 'Karaçel Harekatı'nın dini meşruiyet zeminini yenilemek amacıyla kullanılıyor. Uzmanlar, fetvanın sadece sembolik olmadığını; Riyad'ın, son dönemde örgütün balistik füzeleri ve deniz altı insansız araçları (UAV) ile Suudi petrol tesislerini ve limanlarını hedef almasının yanı sıra, Yemen içindeki kara operasyonlarında kazandığı mekânsal üstünlüğü karşısında toplumsal mobilizasyon ve askeri kararlılık sinyali vermesi gerektiğini değerlendiriyor.

Hutiler nasıl bu kadar güçlendi? Dört temel dinamik

Sana'da 2014'ten beri iktidarda olan ve Yemen'in nüfusun %70-80'inin yaşadığı kuzey-batı bölgesini kontrol eden Hutiler, zayıf bir isyancı gruptan düzenli bir orduya dönüşmeyi başardı. Araştırmacılar ve istihbarat raporları bu yükselişin dört ana kolondan beslendiğini öne sürüyor:

  • İran kaynaklı teknoloji transferi: BM uzman panelleri ve Batılı istihbarat servisleri, Hutilerin elindeki balistik füzelerin (Bürkan, Kuds serileri), seyir füzeleri ve 'Samad' serisi UAV'lerin neredeyse tamamen İran tasarımı olduğunu, bileşenlerin de Teheran'dan deniz yolu ve Oman sınırı üzerinden kaçakçılıkla ulaştığını belgeliyor. Bu silahlar, Suudi Patriot sistemlerinin maliyet-etkinliğini zorlayarak stratejik dengeyi değiştirdi.
  • Devlet benzeri veri ve vergi yapısı: Örgüt, kontrolündeki bölgelerde 'Zekat' ve 'Harac' vergilerini topluyor, telkomünikasyon (YemenNet), liman gelirleri (Hudeida) ve gümrüklerden yıllık milyar dolar civarında gelir elde ediyor. Bu kaynaklar, merkezi maaş bordrosu ödeyemeyen Yemeni hükümetinin (Hükümet-i İttihad) aksine, Hutilerin askerlerine düzenli ücret ödemesini ve sosyal yardım programları yürütmesini sağlıyor.
  • Kabilesi uzlaşı ve 'Meşruiyet' mühendisliği: Zeydi Şii geleneğine dayanan örgüt, Şafii Sünni nüfusun yoğun olduğu Tehame ve Taiz bölgelerinde bile, yerel şeyhlerle 'müsahele' anlaşımları yaparak idari kontrolü sağlıyor. Suudi destekli hükümetin koruma ve yolsuzluk şikayetleriyle karşılaşırken, Hutiler 'güvenlik ve düzen' vaadiyle kabil desteğini meşruiyet zeminine dönüştürüyor.
  • Suudi ittifakının erimesi ve Yemeni zayıflığı: Birleşmiş Arap Emirlikleri'nin (BAE) 2019'da askeri varlığını çekmesi ve Güney Geçiş Konseyi (STC) ile Yemeni hükümeti arasındaki iç çekişmeler, Suudi ceilitli ordusunun zemin destekini zayıflattı. Riyad'ın 'Müezziz Ayrılma' stratejisi arayışı, Hutilerin askerî risk almadan mevzi kazanmasına imkan tanıdı.

Kırmızı Deniz krizi ve diplomatik’impasse

Hutilerin Kasım 2023'ten itibaren 'Filistin dayanışması' gerekçesiyle Kırmızı Deniz'de ve Aden Körfezi'nde başlattığı saldırılar, küresel ticaretin %12'sinin geçtiği bu koridoru etkisiz hale getirdi. Suudi Arabistan, ABD'nin öncülüğündeki 'Şahbazlık Harekatı'na (Operation Prosperity Guardian) doğrudan askeri katkı vermeyerek, İran ile Pekin aracılığıyla imzalanan 2023 uzlaşı zeminini riske atmamayı tercih etti. Bu duruş, Washington'ın hayal kırıklığına uğramasıyla birlikte, Riyad'ın Tekin'de imzalanan barış sürecini canlandırmak için Hutilerle doğrudan müzakere masasına oturduğunu (Omán aracılığıyla) gösteriyor. Ancak fetva, bu müzakerelerin Suudi lehine bir 'kazanın' altına imza atma çabası olduğunu da işaret ediyor.

Önümüzdeki süreçte ne olabilir?

BM Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg'in 'yol haritası' taslağı, Hutilerin maaş ödemesi ve liman kontrolü gibi ekonomik kazanımları meşrulaştırmakta. Suudi Arabistan için kritik soru, fetva ile tazelenen dini meşruiyetin, askeri bir zaferin imkansızlığı gerçeğiyle nasıl uzlaştırılacağı. Analistler, kısa vadede 'dondurulmuş çatışma' senaryosunun, orta vadede ise Hutilerin Sana'daki fakir devlet yapısını meşru bir aktör olarak tanıtmak zorunda kalınacak bir 'soğuk barış' formatına evrileceğini öngörüyor.

HM
Haber Merkezi

HaberGo Editor ve Muhabır ekibi