Trump'un 3 Günlük Ateşkes Hamlesi: Moskova'nın Hesapları ve Batı'nın Kırılma Riski
Beyaz Saray'ın 'dondurma' teklifi Kyiv'i rahatsız ederken, Merkel'in Moskova ziyareti ve Putin'in nükleer uyarısı masadaki dengeyi değiştiriyor. NATO Genel Sekreteri Rutte ittifak birliğini test ediyor.

Washington — Donald Trump yönetimi, Rusya-Ukrayna savaşında en radikal diplomatik girişimini dün gece açıkladı. Beyaz Saray kaynaklarına göre Başkan Trump, her iki tarafın da mevcut hatlarda kalmasını öngören 3 günlük bir "insani dondurma" teklifini Moskova ve Kyiv'e resmi kanallar ile iletti. Teklif, bu sürenin uzatılarak kalıcı bir ateşkes zeminine dönüştürülmesi amacını taşıyor; ancak Kyiv'de bu girişim "Rusya'nın yeniden gruplanması için bir tuzak" olarak okunuyor.
Beyaz Saray'ın "Hızlı Sonuç" Mantığı ve Kyiv'in Direnci
Trump'ın "24 saatte bitireceğim" kampanya vaadinin, görevdeyken "yönetilebilir bir dondurma" stratejisine evrildiği görülüyor. Ulusal Güvenlik Konseyi'nden sızan bilgilere göre teklif, ön şart olarak toprak tavizleri içermiyor; sadece ateşin durması ve insaniter koridorların açılması üzerine kurulu. Zelenski yönetimi ise bu teklifi, Batı'dan gelecek askeri yardımın kesilmesi riski ile birleştirerek değerlendiriyor. Kyiv kaynakları, "Moskova 3 günde lojistik hatlarını onarır, 4. günde saldırıyı yeniler" endişesini dile getiriyor.
Merkel'in Gizli Moskova Ziyareti: "Trump Faktörü" Üzerine Anlaşma Arayışı
Bu gerginlik içinde eski Alman Şansölyesi Angela Merkel'in bu hafta başında Moskova'da Vladimir Putin ile yaptığı özel görüşme, diplomasik çevrelerde şok etkisi yarattı. Resmi olmayan statüsüne rağmen Berlin'in bilgi ve rızasıyla gerçekleşen görüşmenin gündeminin merkezi, Trump'ın yeni teklifi ve ABD'nin gelecekteki NATO vazgeçişi ihtimali oldu. Merkel, Putin'e "ABD'den gelecek baskıyı yönetebilmek için Avrupa'nın kendi güvenlik mimarisini şimdiden inşa etmesi" gerektiğini vurgularken, Putin'den de nükleer tehdit diliye son verilmesi konusunda teminat aradığı biliniyor. Kremlin kaynakları görüşmeyi "faydalı" nitelendirdi ancak somut bir taahhüt vermedi.
Putin'in Silahlanma Yarışı Uyarısı: New START Boşluğunun Bedeli
Vladimir Putin, dün Brüksel'de NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile yapılan kriz toplantısının hemen ardından yaptığı açıklamada, 2026 Şubat'ta süresi dolan New START antlaşmasının yenilenmemesi durumunda "kontrolsüz bir nükleer silahlanma yarışı"nın kaçınılmaz olacağını tekrarladı. Putin, ABD'nin füzesi savunma sistemlerinin Avrupa ve Asya-Pasifik'teki genişlemesini "stratejik dengeyi bozan birincil faktör" olarak gösterdi. Rutte ise toplantıda, ittifakın nükleer paylaşım düzenlemelerinin güncellenmesi ve Avrupa sütunlarının daha fazla sorumlılık alması yönünde bir yol haritası çizildiğini açıkladı. Bu çerçeve, Trump'ın "Avrupa kendi güvenliğini kendisi sağlasın" retoriğinin kurumsallaşması sürecinin bir parçası olarak okunuyor.
İçeride Yargı Gölgesi: Eski Avukatın İşbirliği
Dış politikadaki bu hızlı hamleler, Washington'daki yargı riskiyle de yarışıyor. Trump'ın eski kişisel avukalarından birinin, 2016 seçim müdahalesi ve 2020 seçim sonuçlarını çevirme girişimleriyle ilgili soruşturmalarda "işbirliği tanığı" statüsüne geçtiği sickirildi. Mahkeme kayıtlarına göre bu gelişme, Özel Savcı'nın dosyasını yeniden canlandırabilecek yeni delillerin kapısını araladı. Beyaz Saray yasal danışmanlığı durumu "siyasi bir av" olarak niteledi ancak analistler, bu sürecin Trump'ın Rusya ile pazarlık gücünü zayıflatıp zayıflatmayacağını tartışıyor. Kongre'deki Cumhuriyetçi liderlik, "Başkan'ın elini zayıflatmamak" için yargısal müdahale taleplerini reddetti.
Batı'da Kırılma: "Yönetilebilir Çatışma" mu "Kalıcı Barış" mı?
ABD'nin teklifi, Batı ittifakı içinde derin bir çatlak yarattı. Doğu Avrupa üyeleri (Polonya, Baltık Ülkeleri) ve İngiltere, "dondurmanın Rusya'yı meşrulaştırdığı" yönünde sert tepkiler gösterirken; Fransa ve Almanya, "diplomasiyi canlı tutmak" adına kontrollü bir süreci destekleme eğiliminde. Brüksel'de yapılan kapalı kapılar toplantısında, Rutte'nin "NATO'nun Article 5 teminatı pazarlık konusu olamaz" çizgisini çektiği, ancak "savaşın donması için geçici mekanizmalar" üzerinde çalışılabileceği sinyalleri verildi. Enerji fiyatlarındaki ani dalgalanma ve global tahvıl piyasalarındaki risk primleri, pazarın bu belirsizliği nasıl fiyatladığını gösteriyor.
Özetle; 12 Ekim 2026'da masada duran şey, sadece 3 günlük bir ateşkes değil; ABD'nin küresel çekilimi, Avrupa'nın stratejik otonomisi arayışı ve Rusya'nın nükleer tehditçiği üzerine kurulu yeni bir güvenlik mimarisinin çizgisi. Trump'ın "peşkeş çekici" teklifi, Kyiv'i köşeye sıkıştırırken Moskova'ya da Batıyla doğrudan masaya oturma lüksü veriyor. Gelecek 72 saat, bu mimarinin temellerinin atılıp atılmayacağını gösterecek.
HaberGo Editor ve Muhabır ekibi
