UNESCO gündeminde Türkiye: Jeoparklardan kültür diplomarisine küresel miras yönetimi
Türkiye'de UNESCO Jeoparkları eğitim ve sürdürülebilir turizm motoru haline gelirken, küresel periyodik değerlendirme mekanizmaları dünya mirasının geleceğini belirliyor.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), 2024-2025 yürütme kurulu döneminde küresel miras listelerinin genişlemesiyle birlikte, mevcut sitelerin koruma standartlarının denetimi ve yerel kalkınma ile entegrasyonu üzerine odaklanıyor. Türkiye, son yıllarda jeopark ağı genişletmesi ve kültür diplomasi girişimleriyle örgütün operasyonel gündeminde aktif bir aktör konumuna geldi.
Jeopark modeli: Koruma ile kalkınmanın kesişimi
Kula-Salihli UNESCO Global Jeoparkı, jeolojik mirasın eğitim aracına dönüşümünün somut örneği oldu. Manisa Valiliği ve Jeopark Yönetimi koordinasyonunda gerçekleştirilen faaliyetlerde, 150 ilkokul öğrencisinin jeolojik süreçleri sahada gözlemlemesi, UNESCO'nun "Eğitim 2030" hedefleriyle uyumlu bir model oluşturdu. Jeoparklar, sadece koruma alanları olmaktan çıkıp, yerel ekonomiye katkı sağlayan ve bilimsel turizmi teşvik eden "açık hava laboratuvarları" olarak yeniden tanımlanıyor.
Şirince ve İzmir örneği: Canlı miras ve erişilebilirlik denges
İzmir'in Şirince köyü, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ndeki yer alması ve İZBAN bağlantısıyla artan ziyaretçi sayısıyla, taşınmaz kültürel mirasın canlı bir yerleşimle nasıl sürdürülebilir yönetilebileceğini test ediyor. Bölgedeki trafik yönetimi, konut dokusunun korunması ve turizm geliri paylaşımı konularında yerel yönetimler ile UNESCO Danışman Orgütleri (ICOMOS Türkiye vb.) arasında gelişen iş birliği, "aşırı turizm" riskine karşı erken uyarı sistemleri oluşturulmasına yönelik çaba taşıyor.
Periyodik raporlama ve Dak Nong vaka analizi
Vietnam'daki Dak Nong Jeoparkı'nın 2027 yılında hedeflediği "Yeniden Değerlendirme" (Revalidation) süreci, UNESCO Jeopark ağı için kritik bir kalite kontrol mekanizmasını gösteriyor. Her 4 yılda bir yapılan bu denetimlerde; jeolojik mirasın korunumu, yerel toplum katılımı, altyapı yeterliliği ve yönetim planı güncelliği ölçülüyor. Standartların karşılanmaması durumunda "Kırmızı Kart" (Red Card) uyarısı ve nihayetinde ağdan çıkarma (delisting) riski, tüm üye ülkelerin yönetim disiplinini artırıyor. Türkiye'deki Kula-Salihli, Gediz Delta ve diğeri bu sürecin şeffaf takibi için dijital izleme sistemlerine yatırım yapıyor.
2026 Kültür ve Bilgi Festivali: Yumuşak güç aracı olarak kültür
Yunanistan'da planlanan 2026 Kültür ve Bilgi Festivali'nin Vietnam'ın halklar arası diplomasi stratejisinde yer alması, UNESCO'nun "Kültür Dünyası" programının uluslararası ilişkilere entegrasyonunu gösteriyor. Türkiye de Trakya ve Ege koridorundaki ortak miras öğeleri (örneğin Osmânlı ve Bizans mimarisi, gastronomi mirası) üzerinden komşu ülkelerle ortak dosya hazırlıkları yaparak, kültür mirasını güvenlik ve işbirliği diliye dönüştürme çabası içinde.
Özetle UNESCO gündemi, listelerde yer almak statüsünden, sitelerin "nasıl yönetildiği" ve "kimlere fayda sağladığı" sorularına kaydı. Türkiye için önümüzdeki dönemde jeopark eğitim modellerinin ölçeklenmesi, şehiriçi sitelerde taşınmaz miras koruma yasalarının (2863 sayılı Kanun) UNESCO standartlarıyla harmonizasyonu ve periyodik raporlama altyapısının dijitalleşmesi stratejik öncelikler arasında yer alıyor.
HaberGo Editor ve Muhabır ekibi
