Yüksek Mahkeme'de postayla oy kullanma: 2026 ara seçimlerini şekillendirecek hâkim çizgileri
2024 seçim döngüsünden kalan yargısal miras ve Moore v. Harper kararı sonrası, Yüksek Mahkeme hâkimlerinin postayla oy kullanma kurallarına getirdikleri sınırlamalar 2026 ara seçimlerinin kaderini belirliyor.

Washington — ABD Yüksek Mahkemesi, Eylül 2026 itibarıyla postayla oy kullanma (mail-in voting) konusunda tek bir birleşik standart benimsememiş; bunun yerine eyalet yasama organlarının, yürütme organlarının ve eyalet anayasa mahkemeleri arasındaki yetki çekişmesini her dava kendi özel durumuna göre çözmeye devam ediyor. Bu tablo, Kasım 2026 ara seçimlerine iki ay kala hem seçmenlerin hem de kampanya ekiblerinin hukuki belirsizlik içinde kalmasına neden oluyor.
Moore v. Harper mirası: Yasama öncülüğü federal denetimle sınırlı
Haziran 2023'te verilen Moore v. Harper kararı (6-3), "Bağımsız Eyalet Yasama Teorisi"ni (Independent State Legislature Theory) reddederken, eyalet anayasa mahkemelerinin eyalet yasalarını anayasa uygunluğu açısından denetleme yetkisini korumuştu. Ancak Akit Başhakim John Roberts'ın yazdığı çoğunluk görüşü, federal mahkemelerin eyalet mahkemesi yorumlarının "federal seçim yasalarını" ne derece bozduğunu sorgulama kapısını da aralamıştı. Bu ince çizgi, 2024 sonrası dava dalgasında konservatif blokun (Thomas, Alito, Gorsuch) en sık başvurduğu argüman haline geldi: Eyalet anayasa mahkemeleri, yasama organının metnini "yeniden yazdığında" federal müdahale şarttır.
Üç blok, iki farklı "Purcell" anlayışı
Seçim tarihine yakınlıkta kuralları değiştirmemeyi emreden Purcell Prensibi (Purcell v. Gonzalez, 2006), hâkimler arasında en sert ayrışmanın yaşandığı nokta haline geldi.
- Konservatif sert çizgi (Thomas, Alito, Gorsuch): Eyalet anayasa mahkemelerinin (örneğin Pennsylvania veya Wisconsin'da) yasama metnini genişleterek teslim tarihlerini uzatması veya imza eşleştirme şartını gevşetmesi, "yasama iradesini çiğnediği" için seçimden aylar önce bile engellenmelidir. Bu üç hâkim, 2024 sonbaharında Pennsylvania Yüksek Mahkemesi'nin "postamatik tarihi geçen ama zamanında postalanmış oylar" kararına karşı acil durdurma talep eden dissent'larda, Purcell'in "seçmen karışıklığı" değil "yasama egemenliği" için geçerli olduğunu savunmuştu.
- Orta sağ pragmatizm (Roberts, Kavanaugh, Barrett): Bu üçlü, yasama metninin netliği konusunda hassas olsa da, seçimden 60-90 gün içinde verilen acil başvurularda "yargısal alengirlik" (judicial restraint) tercih ediyor. Kavanaugh, 2020'de Republican Party of Pennsylvania v. Degraffenreid'de yazdığı ayrı görüşte, eyalet mahkemelerinin federal seçim yasalarını yorumlarken "normal yargısal süreç" dışında hareket etmemesi gerektiğini, ancak bunu acil docket (shadow docket) üzerinden değil, tam temyizle çözmeyi tercih ettiğini bildirmişti. Barrett ise 2024 Wisconsin davasında (Clarke v. WEC), eyalet yasasının "alıcı tarafı" (receiving clerk) kavramını eyalet mahkemesinin genişletmesine karşı çıksa da, seçim tarihi yaklaştığı için durdurma kararı vermemişti.
- Liberal blok (Sotomayor, Kagan, Jackson): Üç hâkim de postayla oy kullanma erişimini "temel bir hak" olarak çerçeveleyerek, eyalet anayasa mahkemelerinin eyalet anayasalarındaki "serbest ve eşit seçim" maddelerini yasama metninin ötesinde yorumlama yetkisine sahip olduğunu savunuyor. Sotomayor, 2024 North Carolina davasında yazdığı dissent'te, imza eşleştirme hataları için "düzeltme süresi" (cure period) tanıyan eyalet mahkeme kararını bozan çoğunluğun, Purcell'i seçmen baskısı engellemek için değil, belirli bir siyasi sonucu korumak için kullandığını vurgulamıştı.
2026 ara seçimleri için yeni dava alanları
Şu an 연방 mahkemelerde (federal district courts) ve Yüksek Mahkeme'nin acil docket'ında bekleyen ana tartışma üç konuya odaklanıyor:
- Şahit imzası zorunluluğu: Alabama, Wisconsin ve Missouri gibi eyaletlerde postayla oy kullanan seçmenin bir şahidin imzasını da alması kuralı, 2024'te bazı federal mahkemelerce "gereksiz yük" (undue burden) olarak iptal edilmişti. Yüksek Mahkeme bu kararlara temyiz izni vermeyi (certiorari) henüz reddetti; bu da eyaletler arası uygulamaların farklılaşmasına yol açtı.
- Bırakma kutuları (Drop boxes) sayısı ve güvenlik standartları: Michigan ve Pennsylvania yasama organları 2025-2026 yasama dönemlerinde bırakma kutularını kısıtlayan veya 7/24 kamera gözetimi şartı getiren yasalar çıkardı. Bu yasalar eyalet anayasa mahkemelerinde sorgulanıyor; Yüksek Mahkeme'nin gölge docket'ından gelecek bir "durdurma" (stay) kararı, Kasım 2026 için operasyonel kaos yaratabilir.
- Teslim tarihi vs. Postamatik tarihi: 2020 ve 2024'te "seçim gecesi saat 20:00'e kadar ulaşan" standardı benimseyen eyaletler (Pennsylvania, Michigan, Wisconsin) ile "seçim günü postamatik damgası yeterli" diyen eyaletler (California, Washington, Oregon) arasındaki çatlak, federal bir standard olmaması nedeniyle hâlâ çözülmedi. Roberts ve Kavanaugh, bu konuda Kongre'nin müdahalesini beklemeyi tercih ettiğini sinyallerde bulundular.
Gölge docket riski ve şeffaflık eksikliği
Yargıçlar ve seçim hukuku uzmanları, Yüksek Mahkeme'nin acil kararlarını (emergency stays) tam argümansız, per curiam (imzasız) ve genellikle 5-4 veya 6-3 oybirliğiyle vermesini, "gölge docket" (shadow docket) sorunu olarak nitelendiriyor. Eylül 2026 itibarıyla Mahkeme, 2024 döngüsünden bu yana en az on iki seçimle ilgili acil kararda imzasız karar verdi; bu kararların hiçbiri tam yazılı görüş (full opinion) niteliğinde değildi. Bu durum, alt mahkemelere ve eyalet seçim kurullarına hangi kuralın geçerli olduğu konusunda net bir yol haritası sunmuyor.
Sonuç olarak; 4 Eylül 2026 itibarıyla Yüksek Mahkeme'nin postayla oy kullanma konusunda "kanun" (statute) yerine "dava özelinde denge" (case-by-case balancing) yöntemi izlemesi, Kasım 2026 ara seçimlerinde oy sayım gecesi ve sonrası olası yargısal çekişmelerin zeminini halihazırda hazırlamış oluyor. Kongre'nin Federal Seçim Yönetimi Yasası (Federal Election Administration Act) tasarısı Senat'ta takılı kaldığı sürece, bu belirsizlik hâkimlerin elinde kalmaya devam edecek.
HaberGo Editor ve Muhabır ekibi
