Zero Dark Thirty: Bin Laden Operasyonunu Anlatan Film Neden 10 Yıl Sonra Hala Tartışılıyor?
Kathryn Bigelow'un yönetmenliğinde Jessica Chastain'in canlandırdığı 'Maya' üzerinden şekillenen film, CIA'ın işkence yöntemlerinin etkinliği iddiasıyla Oscar gecesinde de yarattığı kutuplaşma hâlâ güncel.

2012 yılında vizyona giren ve Kathryn Bigelow imzalı Zero Dark Thirty, 11 Eylül saldırılarının ardından ABD İstihbarat Merkezi (CIA) tarafından başlatılan ve Ösama bin Laden'in Pakistan'daki Abbottabad kasabasındaki bileğinde 2 Mayıs 2011 tarihinde sona eren 'Neptune Spear Operasyonu'nu konu alıyor. Film, sadece bir askeri operasyonu anlatmakla kalmıyor; istihbarat toplama sürecinin acımasızlığı, bürokratik engeller ve en önemlisi 'geliştirilmiş sorgulama teknikleri' yani işkence yöntemlerinin operasyonel başarıya katkısı iddiasıyla sinema tarihinin en tartışmalı yapımlarından birine dönüştü.
İşkence Sahneleri ve Tarihsel Gerçeklik Tartışması
Filmin açılış bölümlerinde, 11 Eylül'ün ardından CIA hapislerindeki tutuklulara uygulanan 'su baskını' (waterboarding), kutuya hapsolma ve ses baskısı gibi yöntemlerin, Bin Laden'in kuryesinin kimliğini tespit etmede kritik bir rol oynadığı varsayımı işleniyor. Bu kurgusal seçim, film vizyona girdiği dönemde ABD Senatosu, Beyaz Sarayı ve hatta CIA eski direktörleri arasında sert bir polemik yarattı. Senato İstihbarat Komitesi'nin 2014 yılında yayımlanan 'İşkence Raporu' (Torture Report), bu yöntemlerin Bin Laden'i bulmaya giden istihbaratı sağlamada 'etkin olmadığını' kaydederken, film bu bulguyu tersine çevirerek işkenceyi 'gerekli bir kötülük' olarak sunuyormuş gibi algılandı. Yönetmen Bigelow ve senarist Mark Boal, filmlerinin bir belgesel değil, 'kurgusal bir anlatı' olduğunu, işkence sahnelerinin tarihi bir gerçeği yansıttığını ama bu yöntemlerin sonucun tek sebebi olmadığını savundular.
Jessica Chastain'in Kariyerini Tanımlayan 'Maya' Karakteri
Filmin kalbi, Jessica Chastain'in müthiş bir kararlılıkla canlandırdığı 'Maya' adlı CIA analistidir. Maya, on yıl süren bir maraton koşusu gibi, bürokratik körfezler, yanlış ipuçları ve üst yönetimin şüpheciliği karşısında tek başına direnen bir karakter olarak tasvir edilir. Chastain, bu rolle Altın Küre En İyi Kadın Oyuncu Ödülü'nü kazanmış ve Oscar En İyi Kadın Oyuncu adaylığına layık görülmüştü. Karakter, gerçek hayattaki birden fazla analistin birleşiminden (composite character) oluşuyor; bu da filmcinin 'tek kahraman hikayesi' kurma çabası ile gerçekçi istihbarat sürecinin kolektif doğası arasında bir gerilim yaratıyor.
Gece Görüşlü Kameralarla Filmleştirilen Abbottabad Baskını
Filmin son 30 dakikasını süsleyen operasyon kısmı, sinematik gerçekçilik açısından bir referans noktası kabul edilir. Bigelow, aksiyon koşullarında değil, neredeyse gerçek zamanlı bir tempoda, gece görüş cihazlarıyla çekilen yeşil tonlu görüntülerle (POV shots), Navy SEAL Takım 6'nın (DEVGRU) bileğe girişini, Bin Laden'in öldürülmesini ve cesedin doğrulanmasını izleyiciye yaşatıyor. Bu bölümde neredeyse hiç diyalog yoktur; sadece nefesler, komutlar ve silah sesleri vardır. Bu minimalist yaklaşım, operasyonun 'klinik' soğukluğunu ve riskini sinemaya taşımakta başarmıştır.
Ödül Sezonunda Yönetmen Koltuğünün Boş Kalması
Zero Dark Thirty, 85. Oscar Töreni'nde En Film, En İyi Orijinal Senaryo (Mark Boal), En İyi Kadın Oyuncu (Jessica Chastain), En İyi Montaj ve En İyi Ses Düzenleme (Skyfall ile beraber kazandığı tek ödül) dahil 5 dalda aday gösterildi. Ancak en dikkat çeken detay, Kathryn Bigelow'un En İyi Yönetmen adaylığına bile girememesiydi. İki yıl önce The Hurt Locker (İşkence Odası) ile bu ödülü kazanan ve tarih yazan ilk kadın yönetmen olan Bigelow'un bu filmle adaylık listesinde olmaması, Hollywood'de filmle ilgili siyasi baskı ve 'işkence propagandası' suçlamalarının etkili olduğu yorumlarını doğurmuştu.
Bugün platformlarda (Netflix, Apple TV+, Amazon Prime Video vb.) izlenebilen film, terörle savaşın ahlaki maliyetini, istihbaratçının yalnızlığını ve devlet gücünün gölge tarafını sorgulayan nadir yapımlardan biri olarak duruyor. Savaş filmleri sevenler için bir aksiyon macerası, siyaset ve tarih takipçileri için ise hâlâ cevaplanmamış sorular bırakan bir belge niteliğinde kalmaya devam ediyor.
HaberGo Editor ve Muhabır ekibi
