Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Gıda güvenliği milli güvenliğimizin temel unsuru" – Yeni strateji belgesi hayata geçirildi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tarım ve Orman Şurası'nda gıda güvenliğini milli güvenlik politikasının merkezine koydu. TÜİK verilerinde rekor tahıl üretimine rağmen ithal bağımlılığının kırılması için yeni destek paketi ve su verimliliği hedefleri açıklandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Ankara'da düzenlenen "Türkiye Gıda Güvenliği Stratejisi ve Eylem Planı" lansman toplantısında, küresel krizlerin ve iklim değişikliğinin yarattığı riskler karşısında gıda güvenliğini "sadece bir arz meselesi değil, milli güvenliğin temel unsuru" olarak tanımladı. Erdoğan, "Dünya gıda haritasının yeniden çizildiği bir dönemde, toprağımızdan elde ettiğimiz her bir ürünün değeri altın gibi" diyerek, tarım politikasının artık stratejik bir devlet politikası olarak yürütüleceğini vurguladı.
Rekor üretim rakamları ve ithal girdisi dengesi
Başkan Erdoğan'ın açıklamalarının dayanağı olan resmi verilerde, Türkiye'nin tahıl üretiminin tarihi seviyelere ulaştığı görülüyor. TÜİK'in 2024 yılı son verilerine göre buğday üretimi 20 milyon tonu, toplam tahıl üretimi ise 70 milyon tonu aştı. Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, bu performansla buğdayda öz yeterliliğin %100'ün üzerine çıkıldığı, ancak kalite standartlarında (protein oranı) ithal ihtiyacının devam ettiği, bu açığın kapatılması için "Yerli Tohum Geliştirme Programı"nın hızlandırıldığı belirtildi. Bakanlık kaynakları, 2025 yılı için buğday alım fiyatının erken açıklanarak çiftçiye garantili gelir sağlamayı hedeflediğini aktardı.
Su verimliliği ve arazi tevziği: İki kritik hamle
Strateji belgesinin en somut adımları su yönetimi ve arazi yapısı üzerine odaklanıyor. Cumhurbaşkanı, "Barajlarımız dolu olsa bile, damla damla sulama oranımızı %50'den %75'e çıkarmadan su güvenliğimizi sağlamış saymayız" diyerek, 2028 yılı hedefleriyle 15 milyon dekar ek tarım arazisinin damla sulamaya kazandırılacağını duyurdu. Paralel olarak, parsel büyüklüğünün küçüklüğü verimliliği düşüren en büyük yapısal sorun olarak işaretlendi. Arazi Tevziği Kanunu kapsamında başlatılan birleştirme çalışmalarıyla hedeflenen 5 milyon dekarın, makineleştirme maliyetini %30 oranında düşüreceği hesaplanıyor.
Destek modelinde "üretime bağlı" geçişin detayları
Yeni dönemde alan başına ödenen düz destekler, "üretime ve verimliliğe bağlı diferansiyel destek" modeline evriliyor. Bu çerçevede; sertifikalı tohum kullanımı, toprak analizi yapılması ve damla sulama yatırımı yapan çiftçilere ek prim ödemesi getiriliyor. TARSİM (Tarım Sigortacılığı) kapsamında prim desteği %50'den %60'a çıkarılırken, iklim risklerine karşı "Parametrik Sigorta" modeli pilot illerde test ediliyor. TOBB ve TZOB temsilcileri, yeni modelin "çiftçiyi koruyan ama verimsizliği ödüllendirmeyen" doğru bir adım olduğunu kaydetti; ancak girdi maliyetlerindeki (gübre, motorin, elektrik) enflasyon etkisinin destek fiyatlarına yansıtılamaması riskine dikkat çekti.
Küresel arz zincirleri ve stok güvenliği
Erdoğan, Rusya-Ukraine savaşı ve sonrasında yaşanan gıda fiyat şoklarını hatırlatarak, "Elimizde stok yoksa pazarlık gücümüz de yok" mesajını verdi. Türkiye Gıda ve Yem Güvenliği Kurumu (TÜGSA) bünyesinde merkezi stok yönetimi güçlendiriliyor; buğday, arpa, mısır ve ayçiçeği gibi stratejik ürünlerde "güvenlik stoku" seviyeleri yeniden tanımlandı. İhracat yasakları ve gümrük duvarları yerine, "stratejik stok alım-satım mecrası" kurularak fiyat istikrarı hedefleniyor. Uzmanlar, bu mekanizmanın TMO'nün (Toprak Mahsulleri Ofisi) piyasa düzenleyici rolünü güçlendireceğini, ancak şeffaf denetim mekanizması şartıyla işleyeceğini vurguluyor.
Cumhurbaşkanı konuşmasını, "Tarım artık bir sektör değil, bir savaştır. Bu savaşı kazanan millet, geleceğini kendi elinde tutar" cümlesiyle bitirerek, strateji belgesinin 2030 yılına kadar 5 yıllık eylem planıyla takip edileceğini, her 6 ayda bir kamuoyuna rapor edileceğini bildirdi.
HaberGo Editor ve Muhabır ekibi
