Dünya nüfusunda tarihi kırılma: 65 yaş üstü sayısı 5 yaş altını geçti, fark 2050'ye kadar iki kata çıkacak
Birleşmiş Milletler verilerine göre 2018 yılında gerçekleşen demografik kırılma 2024 revizyonuyla onaylandı; 65 yaş üstü nüfus 5 yaş altından 30 milyon fazla, 2050'te bu fark 220 milyona ulaşacak.

Birleşmiş Milletler (BM) Nüfus Bölümü tarafından yayımlanan Dünya Nüfus Öngörüleri 2024 Revizyonu raporu, küresel demografik yapının geri dönüşü olmayan bir kırılma yaşadığını net bir şekilde ortaya koydu. Kayıtlı tarihte ilk kez 2018 yılında 65 yaş ve üzerindeki bireylerin sayısı, 5 yaş altındaki çocuk sayısını geçmiş; güncel verilerle bu fark yaklaşık 30 milyon kişiye ulaşmış durumda.
Yaşlanma hızı beklenenden daha çabuk ivmeleniyor
Raporun öne çıkan bulgusu, bu eğilimin sadece devam etmemesi, hızıyla şaşırttığı yönündedir. BM uzmanları, 65 yaş üstü nüfusun 2050 yılına kadar 1,6 milyar seviyesine çıkacağını, aynı dönemde 5 yaş altı nüfusunun ise 650 milyon civarında seyredeceğini öngörüyor. Bu durum, iki grup arasındaki sayısal açığın 2050'ye kadar yaklaşık 220 milyon kişiye, yani neredeyse iki kata çıkacağı anlamına geliyor.
Bölgesel farklar derinleşiyor
Küresel ortalama tabloyu süslerken, bölgesel veriler çok daha dramatik bir tablo çiziyor:
- Avrupa ve Kuzey Amerika: 65 yaş üstü oranı zaten %19-20 seviyelerinde; 2050'de bu oran %27'ye kadar çıkacak.
- Doğu ve Güneydoğu Asya: Japonya, Güney Kore ve Çin'in çektiği bu bölge, dünyada en hızlı yaşlanan bölge konumuna geçti. Çin'de 65 yaş üstü nüfus 2035'te 400 milyonu bulacak.
- Alt Sahra Afrikası: Dünyanın en genç nüfusuna sahip tek büyük bölge olarak kalıyor; ancak buradaki doğurganlık hızları da BM'nin 'orta varyant' senaryosunda 2100'ye kadar %2,1'in altına (değişim noktası) düşecek şekilde tahmin ediliyor.
Ekonomik ve sosyal sistemler için "stres testi"
Bu demografik kırılma, emeklilik sistemleri, sağlık harcamaları ve işgücü piyasaları için bir "stres testi" niteliğinde. OECD verilerine göre gelişmiş ekonomilerde 2050 yılında çalışan her 100 kişi için bakım gerektiren 65 yaş üstü sayısı (eski yaş bağımlılık oranı) 50'ye yakın seviyelere ulaşacak; bu rakam 2000 yılında 20'nin altındaydı.
Uzmanlar, sorunun sadece sayısal büyüklükte olmadığını, aynı zamanda "yaşlanmanın yaşlanması" (80 yaş üstü nüfusun 65 yaş üstü nüfus içinde payının artması) fenomeninin, kronik hastalık maliyetlerini ve uzun süreli bakım ihtiyacını patlatacağını vurguluyor.
Göç ve teknoloji tek başına çözüm değil
Çözüm önerileri odaklanırken; göç akışlarının dengeleme kapasitesinin sınırlı olduğu (Almanya'nın yılda 400 bin net göç ihtiyacı vs gerçekleşenler), otomasyonun/ yapay zekanın işgücü boşluğunu tam kapatamayacağı, asıl çözümün ise çalışma ömrünün uzatılması, kadın işgücü katılımının artırılması ve yaşlı yaşlı bakım modellerinin kurumsallaştırılması üçgeninde arandığı belirtiliyor.
BM Nüfus Bölümü Müdürü John Wilmoth, raporun tanıtımında "Demografik geçiş artık bir gelecek tahmini değil, bugünün yönetim gündemidir. Politikacılar 2030-2040 penceresi kapanmadan yapısal reformlara başlamak zorunda" uyarısında bulundu.
HaberGo Editor ve Muhabır ekibi
