HaberGo
Gündem

Eski Bakan Denizolgun'un Hekimi Demirkol Gözaltında: İhbar Kaydında 'Arayan Kendisi' Çıktı

Arif Ahmet Denizolgun'un ölüm soruşturmasında muayene eden hekim Dr. Nurettin Demirkol, ihbar kaydıyla ifadesindeki çelişki nedeniyle gözaltına alındı. Savcılık, 'ihbarı kim yaptı bilmiyorum' ifadesinin yalan olduğunu tespit etti.

HMHaber Merkezi
· 2 dk139 okunma
Eski Bakan Denizolgun'un Hekimi Demirkol Gözaltında: İhbar Kaydında 'Arayan Kendisi' Çıktı
Eski Bakan Denizolgun'un Hekimi Demirkol Gözaltında: İhbar Kaydında 'Arayan Kendisi' Çıktı

Ankara — Eski Bakan Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne dair yürütülen soruşturma çerçevesinde, muayene eden hekim Dr. Nurettin Demirkol gözaltına alındı. Gelişmeler, ihbar kaydının teknik analizinde arayanın hekim kendisi olduğu tespitinden sonra hız kazandı. Savcılık, Demirkol'un tanık ifadesinde "ihbarı kim yaptı bilmiyorum" demesi ile şebeke kayıtları arasındaki çelişkiyi "kanıt yoklama" ve "yalan ifade" kapsamında değerlendirdi.

Ölümden Gözaltına: Süreç Nasıl İşledi?

Arif Ahmet Denizolgun, Ağustos 2026 sonlarında Ankara'daki bir özel hastanede hayatını kaybetti. Ölüm nedeni ilk başta doğal nedenlere bağlansa da, bir ihbarनामe üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı resmi bir soruşturma başlattı. Dosyada yer alan bilgilere göre ihbar, Denizolgun'un muayenesi ve tedavisi sırasında standart prosedürlerin uygulanmadığı, kayıtların eksik tutulduğu ve olası tıbbi hata/ihmal iddialarını içeriyordu.

Soruşturma kapsamında tanık statüsünde ifadesi alınan Dr. Nurettin Demirkol, ihbarın kaynağı hakkında sorulduğunda "İhbarı kim yaptı, bilmiyorum" ifadesini kullanmıştı. Ancak savcılık emriyle yapılan şebeke güvenliği ve ses analizi çalışmaları, ihbarın numarasının ve ses kaydının Demirkol'a ait olduğunu ortaya çıkardı.

Çelişki Neden Tutuklama/Gözaltı Gerekçesi Oldu?

Hukukçular, bir şüphelinin veya tanığın, resmi bir ihbarın kaynağı hakkında bilerek yanlış bilgi vermesinin, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) madde 278 uyarınca "yalan tanık ifadesi" veya CMK madde 281 uyarınca "kanıt yoklama/yok etme" suçunu oluşturabileceğini vurguluyor. Savcılık, Demirkol'un ihbarı kendisinin yapması ve bunu gizlemesi, soruşturma yönünü "tıbbi hata"dan "kasten öldürme" veya "taksirle öldürme" ile birlikte "adaletin işletilmesini engelleme" suçu yönüne çevirdi.

Gözaltı kararı çıktıktan sonra polis ekipleri hekimi hastane/konut adresinden alıp Emniyet Şubesine getirdi. Ifade sürecinin ardından Demirkol, peace mahkemesine sevk edildi. Yazım anında hakimin tutuklama veya adli kontrol kararı bekleniyor.

Arif Ahmet Denizolgun Kimdi?

1955 Rize doğumlu Arif Ahmet Denizolgun, 57. ve 58. Hükümetlerde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevini yapmış, uzun yıllar TBMM'de Milletvekili olarak hizmet vermiş deneyimli bir siyasetçidi. Ömrünün son dönemlerinde kamuoyundan uzak, özel hayatına odaklanmıştı. Ölümü, hem siyasi geçmişi hem de çevresindeki belirsizlikler nedeniyle gündeme gelmişti.

Hekim Sorumluluğu ve Adli Tıp Süreci

Olaya ilişkin adli rapor henüz kesinleşmedi. Uzmanlar, ölüm nedeninin (kalp krizi, ilaç etkileşimi, anomali vb.) tespiti için otopsi bulgularının ve hastane kayıtlarının kritik olduğunu belirtiyor. Dr. Demirkol'un uzmanlık alanı (Kardiyoloji/Yoğun Bakım) ve Denizolgun'un şikayetleriyle hastaneye geliş saatleri arasındaki süreç, savcılığın "tıbbi müdahale zamanında yapıldı mı?" sorusunun cevabını arayacağı ana nokta.

Sağlık Hukuku uzmanları, bu olayı "hekim sorumluluğunun ceza hukuku boyutu" örneği olarak nitelendiriyor. Eğer ihbar hekim tarafından yapıldıysa ve hekim muayene kayıtlarını düzgün tutmamışsa; bu durum hem mesleki etik kuralları ihlali (Hekimlik Mesleği Kanunu Madde 24/25) hem de cezai sorumluluk (TCK Madde 85/22) açısından ağır sonuçlar doğurabilir.

Kamuoyu ve Siyasi Yansımalar

Eski bir bakanın ölümü ve muayene eden hekimin gözaltına alınması, sosyal medyada ve siyaset çevrelerinde "siyasi kasaba baskısı" ile "hukukun üstünlüğü" tartışmasını yeniden alevlendirdi. Denizolgun'un yakınları ve parti arkadaşları "adaletin yerini bulması" için sabırlı beklediklerini, bazı çevreler ise sürecin "hastane ve hekimleri hedef tahtası yapmaması" için titiz işletilmesini talep etti.

Savcılık kaynakları, adli raporun tamamlanması ve diğer tanık ifadelerinin (hemşireler, diğer hekimler, aile fertleri) toplanmasıyla soruşturmanın kapsamının genişleyebileceğini, diğer sağlık personelinin de şüpheli/tanık statüsünde sorgulanabileceğini aktardı.

HM
Haber Merkezi

HaberGo Editor ve Muhabır ekibi