Faşizm nasıl doğdu, dünyayı nasıl yangına çevirdi: Kökenlerden çöküşe 100 yıl
1919 Milano'da başlayan 'fasci' hareketi, nasıl Hitler'in Alman ya da Franco'nun İspanya'sına yayıldı? Faşizmin yükseliş, savaş ve yıkım döngüsü.

1919 yılının 23 Mart'ında Milano'nun Piazza San Sepolcro meydanında, I. Dünya Savaşı gazileri ve syndikalist kökenli entelektüellerden oluşan bir grup, "Fasci Italiani di Combattimento" (Savaşçı İtalyan Fasilleri) adıyla tarihe "faşizm" olarak geçecek hareketi ilan etti. Lideri Benito Mussolini, liberal demokrasinin "zayıflığına" ve sosyalizmin "sınıf savaşına" karşı bir "üçüncü yol" vaat ediyordu; ancak bu yol, 20. yüzyılın ortasında Avrupa'yı kan gölleri içinde bırakacak, onlarca milyon insanın ölümüne neden olacak bir totaliter sistemin doğuşuydu.
Kaosun ortasından doğan bir doktrin
Faşizmin kökeni, I. Dünya Savaşı'nın yarattığı ekonomik çöküntü, askerin sivil hayata dönüşememesi ve bolşevik devrim korkusunun yarattığı boşluktadır. İtalya, savaşta zaferli çıkmasına rağmen "hırsızlaştırılmış zafer" hissiyatıyla sarsılmıştı. Mussolini, 1919 programında cumhuriyetçilik, kadınlara oy hakkı ve işçilerin yönetimde söz hakkı gibi solcu vaatler verdi; ancak 1921'de Partito Nazionale Fascista (PNF) kurulduğunda ideoloji, şiddet, milliyetçilik ve lider kültü (Duce) etrafında donmaya başladı. "Kara Camişler" (Squadristi) adlı paramiliter gruplar, sendikalistleri ve sosyalistleri sokaklarda döverek, devlete paralel bir şiddet gücü oluşturdu.
Roma Yürüyüşü ve hukukun yerini şiddetin alması
Eylül 1922'de fasıst milisler "Roma'ya Yürüyüş"ü başlattığında, Kral Vittorio Emanuele III, orduyu harekete geçirmeyi reddedip Mussolini'yi başbakan atadı. Bu, faşizmin meşru yollarla iktidara geldiği nadir örneklerden biriydi. 1924 seçimlerinde şiddet ve dolandırıcılıkla %65 oy alan Mussolini, 1925'te "Ben sorumluluk alıyorum" diyerek diktatörlüğü ilan etti. Aventino Meydan Okuma'sı sonrası muhalefet yasaklandı, basın sansürlendi ve 1929'da Lateran Antlaşması ile Vatikan ile uzlaşı sağlayarak rejim dini meşruiyet kazandırdı. "Devlet her şeydir, devlet dışında hiçbir şey yoktur" (Giovanni Gentile) formülü, kurumsal devlet yapısının yerini almıştır.
Modelin ihracı: Almanya ve İspanya
İtalyan modeli, Almanya'da Adolf Hitler ve NSDAP tarafından benimsendi; ancak Nazizm, faşizmin ultra-milliyetçi ve korporatist yapısına "ırkçılık" ve "Lebensraum" (yaşam alanı) doktrinini ekleyerek çok daha tahrip edici bir hale getirdi. 1933'te iktidara gelen Hitler, 1935'te Nürnberg Kanunları ile Yahudileri sistematikten dışladı. İspanya'da ise Francisco Franco, 1936-1939 Sivil Savaşı'nda fasıst ve nazilerden askerî yardım alarak cumhuriyeti yıktı; ancak Franco rejimi, ırkçı bir ideoloji yerine askeri otoriter bir diktatörlük olarak kaldı. Üçlü ittifak (Roma-Berlin-Tokyo Ekseni), Avrupa'yı II. Dünya Savaşı'na sürükledi.
Yıkım ve Nürnberg'ün hesaplaşması
Savaş, faşizmin içindeki özkayıp mekanizmasını ortaya çıkardı. İtalya, 1943'te Müttefiklerin Sicilya'ya çıkışıyla çöktü; Mussolini Kral tarafından tutuklandı, Almanlar tarafından kurtarılıp kuzeyde "Salo Cumhuriyeti" kurdu ancak 28 Nisan 1945'te partizanlar tarafından idam edildi. Almanya, 1945 Mayıs'ında Berlin'in düşüşüyle teslim oldu. Nürnberg Mahkemeleri, "insanlığa karşı suçlar" kavramını hukuka koydu; faşizm, askeri yenilginin ötesinde ahlaki ve hukuki bir iflas olarak kaydedildi.
Tarih yazımının dersi ve bugünkü yankılar
Tarihçiler (Robert Paxton, Stanley Payne, Umberto Eco "Ur-Fascism") faşizmi, sabit bir doktrin yerine; "kitlemobilizasyonu", "düşman imgesi", "geçmişin yüceltirilmesi" ve "şiddetin estetizasyonu" gibi esnek bir sendrom olarak tanımlar. II. Dünya Savaşı sonrası Avrupa, faşizmi yasaklayan anayasalar (Almanya, İtalya, İspanya geç geç) ve insan hakları mekanizmaları kurarak bu tehlikeye karşı bir bağışıklık geliştirmeye çalıştı. Bugün Avrupa Parlamenti ve OSSE raporları, populist hareketlerde "faşizan eğilimlerin" (anti-pluralizm, medya baskısı, yargıyı kontrol etme) yeniden belirindiğini vurguluyor. Tarih, faşizmin bir gecede gelmediğini; demokrasinin içinden, meşruiyet krizleri ve şiddetin normalleşmesiyle büyüdüğünü hatırlatıyor.
HaberGo Editor ve Muhabır ekibi
