IMF uyarısı: ABD faiz gideri 2031'de Sosyal Güvenlik bütçesini bulacak, Avrupa da tehlikede
IMF, ülkelerin kısa vadeli borçlanmaya yönelmesinin orta vadede 'kartopu etkisi' yarattığını, ABD'nin faiz faturasının 2031'de Sosyal Güvenlik harcamalarına eşleneceğini raporladı.

Uluslararası Para Fonu (IMF), gelişmiş ekonomilerin bütçe açıklarını finanse etmek için uzun vadeli tahviller yerine kısa vadeli Hazine bonolarına sığınmasının, mali kırılganlığı tehlikeli boyutlarda artırdığına dikkat çekti. Fon yetkililerinin paylaştığı risk analizine göre, merkezi bankaların sıkı para politikası izlemesi veya yeni faiz artışlarına gitmesi halinde bu strateji, hazineleri aniden yüzdelerce artan borçlanma maliyetleriyle baş başa bırakıyor. En çarpıcı projeksiyon ABD'den geliyor: Federal faiz giderleri, salgın öncesi GSYH'nın %2,8'i iken 2031'de %5,7'ye tırmanarak, ülkenin devasa Sosyal Güvenlik bütçesinin neredeyse tamamını kapatacak boyuta gelecek.
Kısa vadeli stratejinin gizli maliyeti
Uzun vadeli tahvil getirilerinin son yılların en yüksek seviyelerine çıkması, hükümetleri vadeyi kısaltarak anlık faiz avantajı yakalamaya itiyor. Ancak IMF'e göre bu tercih üç temel riski beraberinde getiriyor: sürekli borç yenileme zorunluluğu ile piyasa dalgalanmalarına karşı korumanın kalkması, enflasyon şoklarında faiz artışlarının bütçeye anında yansıması ve faiz yükünün açığı büyüterek yeniden borçlanmayı zorunlu kılan bir 'kartopu döngüsü' başlatması.
ABD'de faiz faturası tarihî zirveye
G7 ülkeleri içinde kısa vadeli borçlanma ağırlığı en yüksek olan ABD, federal maliyenin gelecekteki faiz adımlarına karşı hassasiyetini zirveye taşıyor. Kongre Bütçe Ofisi (CBO) ve IMF verilerinin işaret ettiği senaryoda, 2031 yılında faiz harcamaları GSYH'nın %5,7'sine ulaşacak. Bu durum, altyapı, sağlık ve savunma gibi temel yatırım alanlarının payını belirgin şekilde daraltma riski oluşturuyor. Uzmanlar, faiz giderlerinin bu hızıyla artması durumunda ABD federal bütçesinin 'faiz tuzağına' kilitleneceğini öngörüyor.
Avrupa'da Fransa örneği ve ECB gölgesi
Eğilim Atlantik'in öbür yakasında da yaygınlaşıyor. Fransa, uzun vadeli devlet tahvillerine yatırımcı talebinin zayıflaması üzerine borç portföyünde kısa vadeli enstrümanların payını artırmayı gündeme alıyor. Bölgesel gerilimler ve enerji belirsizliği ile birleşen Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) temkinli duruşu, borçlanma maliyetlerini yukarıda tutuyor. Yüksek stoklu Euro Bölgesi ülkeleri için vade yapısındaki bu kayma, stratejik bir çıkmazın işareti olarak değerlendiriliyor.
Sürdürülebilirlik için birincil fazla şart
IMF projeksiyonları, küresel borç stokunun milli gelire oranının dengesini kurabilmek için hükümetlerin faiz dışı (birincil) bütçe açığını GSYH'ya oranla mevcut %3,3'ten %2,6'ya çekmeleri gerektiğini gösteriyor. Mevcut eğilimler ise aksine bu açığın daralmak yerine genişlemeye devam ettiğine işaret ediyor; bu da küresel borç sürdürülebilirliğini zorlaştıran en kritik bilinmezlik olarak öne çıkıyor.
HaberGo Editor ve Muhabır ekibi
