HaberGo
Gündem

Kaşif Kozinoğlu'nün Kabri Açıldı: Ergenekon'un Gölge Adamı Ölümünden 13 Yıl Sonra Yeni Deliller Aranıyor

Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nün 2011'deki şüpheli ölümüne dair Silivri'de yapılan kabir açma çalışmasında beden bütünlüğü korundu, kemik ve yumuşak doku örnekleri alındı.

HMHaber Merkezi
· 2 dk131 okunma
Kaşif Kozinoğlu'nün Kabri Açıldı: Ergenekon'un Gölge Adamı Ölümünden 13 Yıl Sonra Yeni Deliller Aranıyor
Kaşif Kozinoğlu'nün Kabri Açıldı: Ergenekon'un Gölge Adamı Ölümünden 13 Yıl Sonra Yeni Deliller Aranıyor

Ergenekon soruşturmasının en tartışmalı isimlerinden biri, eski MİT istihbaratçısı Kaşif Kozinoğlu'nun 2011 yılında Silivri Cezaevi'nde yaşadığı ölüm, 13 yıl geçmesine rağmen adli sürecinin gündeminde kalmaya devam ediyor. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı talep üzerine yürüttüğü fethi kabir işlemi, davasının bel kemiği olan "zehirli mektup" ve şüpheli ölüm iddialarını aydınlatmak adına kritik bir evreye taşındı.

Üç Saat Sürdü, Yumuşak Doku Bıraktı

Ümraniye Mezarlığı'nda gerçekleştirilen ve yaklaşık üç saat süren işlemde, Kozinoğlu'nun tabutu dışarı çıkarılıp adli tıp ekipleri tarafından incelendi. İşlemin en dikkat çekici bulgusu, ölümden 2+ yıl geçmesine rağmen cesedin büyük ölçüde bütünlüğünü koruması ve yumuşak dokuların hâlâ mevcut olmasıydı. Bu durum, standart çürüme sürecinin ötesinde bir koruma sağlandığını (muhtemelen tabut tipi veya toprak yapısı nedeniyle) gösterirken, adli tıp uzmanlarına standart kemik analizi ötesinde, toksikoloji ve histopatoloji incelemeleri için nadir bir fırsat sundu.

Savcılık emriyle yalnızca kemik ve toprak örneği alınması planlanıyordu; ancak bedenin durumu görüldüğünde yumuşak doku numunesi de almaya karar verildi. Tüm numuneler değerlendirme için Adli Tıp Kurumu'na (ATK) gönderildi.

"Zehirli Mektup" ve Ölüme Dair Şüpheler

Kozinoğlu, 2011 yılında cezaevi hücresinde ölü bulunduğunda resmi ölüm nedeni "kalp krizi" olarak kaydedilmişti. Ancak avukatı ve yakınları, Kozinoğlu'nun ölümünden kısa süre önce savcılığa gönderdiği ve Ergenekon davasıyla ilgili kritik iddialar içeren mektubu (medyada "zehirli mektup" olarak anıldı) referans göstererek, ölümün doğal olmayabileceğini, hatta zehirlendiği yönünde şüphe dile getirmişlerdi. Mektupta, sürecin belli isimler tarafından yönetildiği ve kendisinin sessizleştirilmek istendiği iddiaları yer alıyordu.

İlk otopsi raporlarında "doğal ölüm" sonucuna varılmış olsa da, aile ve savcılık tarafından istenen detaylı toksikoloji incelemelerde herhangi bir madde tespit edilememişti. Bu durum, kullanılan maddenin (varsa) metabolizması hızlı veya tespiti zor bir madde olabileceği, ya da ölümün mekanik bir yolla gerçekleştirildiği yönünde spekülasyonlara yol açmıştı. Şimdi alınan yumuşak doku örnekleri, modern analiz teknikleriyle (LC-MS/MS vb.) o dönemde tespit edilemeyen izleri ortaya çıkarabilir.

Ergenekon'un "Kutuplaşan" İsimleri Arasındaki Yeri

Kozinoğlu, MİT'te "Özel Harekat" ve istihbarat toplama birimlerinde görev yapmış, PKK ile mücadele, İran operasyonları ve Ergenekon ağının iç dinamikleri hakkında derin bilgiye sahip bir isimdi. 2008'de tutuklanması, Ergenekon davasının "derin devlet" unsuru üzerindeki odaklanmasını güçlendirmişti. Hapis hayatına başladığı anda sağlık sorunları yaşadığı, kalp ameliyatı geçirdiği ve sürekli "hayatım tehlikede" dediği kaydediliyordu.

Kabri açma kararı, 2013-2014 döneminde Ergenekon davalarının yargıç ve savcı kadrolarındaki değişiklikler (Yargıtay ve HSYK kararları) sonrası, dosyaların yeniden ele alındığı süreçte alınmıştı. Bu işlem, davanın "madde delili" açısından en zayıf kalan noktalarından birini, bilimsel yollarla güçlendirme girişimi olarak yorumlandı.

Beklenen Sonuçlar ve Süreç

Adli Tıp Kurumu'ndan gelecek nihai rapor, Kozinoğlu'nun vücudunda ölüm anında veya ölümden önce herhangi bir toksik madde, ilaç etkileşimi veya travma izi olup olmadığını netleştirecek. Eğer raporda "şüpheli ölüm" bulgusu çıkarsa, dosya "kasten öldürme" veya "görevi kötüye kullanma" suçlamalarıyla yeniden canlanabilir; bu da Ergenekon sürecinin yargı tarihindeki yeri için yeni bir tartışma başlatır. Aksi takdirde, "doğal ölüm" tespiti yargı açısından dosyayı kapatmaya yönelik en güçlü bilimsel dayanağı oluşturacaktır.

HM
Haber Merkezi

HaberGo Editor ve Muhabır ekibi