HaberGo
Gündem

Yüksekova'da İHD'den Sabri Çardakçı dosyası: "12 Eylül'le yüzleşmeden faili meçhuller aydınlanmaz"

İHD Hakkâri, 1993'te kaybedilen gazeteci Sabri Çardakçı ve Yüksekova'daki faili meçhul cinayetler için 12 Eylül darbesi mirasının sorgulanmasını ve etkili soruşturma talep etti.

HMHaber Merkezi
· 1 dk114 okunma
Yüksekova'da İHD'den Sabri Çardakçı dosyası: "12 Eylül'le yüzleşmeden faili meçhuller aydınlanmaz"
Yüksekova'da İHD'den Sabri Çardakçı dosyası: "12 Eylül'le yüzleşmeden faili meçhuller aydınlanmaz"

Hakkâri — İnsan Hakları Derneği (İHD) Hakkâri Şubesi, 1990'lı yıllarda Yüksekova'da işlenen faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması ve 1993'te kaybedilen gazeteci Sabri Çardakçı dosyasında adalet sağlanması için hareketlendi. Şube Eşbaşkanı Ozan Akbaş, dün yaptığı basın açıklamasında, bu dosyaların kapanmaması için 12 Eylül darbesi mirasıyla doğrudan yüzleşilmesinin şart olduğunu vurguladı.

Gazeteci Çardakçı 33 yıldır kayboluverdi

Özgür Gündem gazetesinin Yüksekova muhabiri Sabri Çardakçı, 20 Mart 1993'te ilçede silahlı kişiler tarafından gözaltına alındıktan sonra kaybolmuştu. O dönemde bölgede faaliyet gösteren "faili meçhul" cinayet zincirinin bir parçası olarak kabul edilen bu olayda, Çardakçı'nın bedeni hâlâ bulunamadı. Aile ve meslektaşları yıllardır "kaybolan gazeteci" dosyasında etkili soruşturma talebiyle başvurular yapıyor.

"Darbenin kurduğu yapı sorgulanmalı"

Akbaş, açıklamasında 1990'lı yıllarda Yüksekova ve çevresinde işlenen binlerce faili meçhul cinayetin, 12 Eylül darbesi sonrası kurulan olağanüstü yönetim yapısı ve geçici 10. madde komutanlıkları ile doğrudan bağlantılı olduğunu kaydetti. "Bu cinayetler sadece bireysel suçlar değil, sistematik bir devlet politikasının sonucuydu. 12 Eylül anayasası ve o dönem kurulan istihbarat/guvernasyon yapısı sorgulanmadan, Sabri Çardakçı dâhil hiçbir dosya aydınlanamaz" dedi.

Savcılık kararsızlığı ve zamanaşımı riski

Dosyada 2010 yıllarında Yüksekova Cumhuriyet Savcılığı'na verilen ifadelerde, olayı gören tanıkların "korucu ve polis işbirliğiyle götürüldü" yönündeki beyanları yer alıyordu. Ancak savcılık, tanıkların daha sonra ifadelerinden döndüğü ve somut delil eksikliği gerekçesiyle kararı ertelemişti. Hukukçular, olayın 30 yılı aşkın süresi dolmasına rağmen "insanlık suçları" kapsamında sayıldığı için zamanaşımının başlamadığını, yargılamanın hâlâ mümkün olduğunu belirtiyor.

İHD, dosya ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) bireysel başvuru yollarının tükendiğini, şimdi de siyasi iradenin bu dosyaları açmasına bağlı kaldığını ifade etti. Akbaş, "Adalet Bakanlığı ve Cumhuriyet Savcılıkları, 1990'ların karanlık arşivlerini açmakla yükümlüdür" çağrısıyla sözlerini tamamladı.

HM
Haber Merkezi

HaberGo Editor ve Muhabır ekibi