HaberGo
Dünya

Zaandam: Türk Toplumu'nun Hollanda'daki Kalbi Neden Burada Atıyor?

Amsterdam'ın kuzeyindeki bu sahil kentinde yaşayan 20 bine yakın Türk, şehrin kimliğini şekillendirirken; son aylardaki ölümler, tartışmalı raporlar ve kültürel miras etkinlikleri gündemi belirliyor.

HMHaber Merkezi
· 3 dk31 okunma
Zaandam: Türk Toplumu'nun Hollanda'daki Kalbi Neden Burada Atıyor?
Zaandam: Türk Toplumu'nun Hollanda'daki Kalbi Neden Burada Atıyor?

Zaandam, Amsterdam'dan sadece 15 dakikalık bir tren yolculuğu uzaklığında olsa da, Hollanda'nın en Türk yoğunluğuna sahip ilçelerinden biri olarak kendine has bir dinamik barındırıyor. Zaan Nehri kıyılarında kurulan, 17. yüzyılda dünya ticaretinin merkezi olan ve bugün Zaanse Schans açık hava müzesiyle yıllık milyonlarca turisti çeken bu kente, Türk göçmenlik tarihi 1960'lı yıllara dayanıyor.

Toplumsal yapı ve demografik ağırlık

Zaandam'ın bağlı olduğu Zaanstad belediyesi yaklaşık 160 bin nüfusa ev sahipliği yapıyor. Resmi verilerde Türk kökenli vatandaş sayısı 18-20 bin bandında seyreder; bu oran ilçe nüfusunun yüzde 12-13'üne tekabül ediyor. Moroccan, Surinamli ve Antillili topluluklarla birlikte Zaandam, Hollanda'nın en çok kültürlü kentlerinden biri konumunda.

Son dönemde gündemi saran olaylar

Kasım 2024'te Zaandam'da yaşanan ardışık olaylar, Türk toplumunun şehrdeki yerini ve görünürlüğünü yeniden gündeme getirdi. Geçtiğimiz hafta Hakan Şahinli'nin cenaze törenine katılan yüzlerce insanın yanı sıra, emekli belediye çalışanı Handan Koç Sakallı'nın son yolculuğu da toplumun yaşlılaşan ilk kuşak üyelerini kaybetmesinin sembolü oldu. Her iki tören de Zaandam Camii ve çevre mahallelerde yoğun katılımla gerçekleşti.

Bu acı günlerin arkasından, belediye meclisinde sunulan ve Türk toplumuna yönelik "entegrasyon eksikliği" iddiaları içeren bir rapor tepki çekti. Raporun hazırlayan fraksiyon, verilerin güncel olmadığını ve toplumu genelgeçer yargılamaya yönelik olduğunu savunurken; Türk STK'ları ve belediye meclisindeki Türk kökenli üyeler resmi bir itiraz dilekçesi verdi. Konu önümüzdeki hafta belediye meclisi gündeminde tekrar tartışılacak.

Kültürel miras ve "Ulusal Değirmen Günü"

Tartışmaların gölgesinde kalan ama şehrin DNAsının vazgeçilmez parçası olan Ulusal Değirmen Günü (Nationale Molendag), her yıl mayısın ikinci hafta sonunda Zaandam'ı farklı bir renge boyar. Zaanse Schans'taki 12 çalışan rüzgâr değirmeninin yanı sıra, şehrin çeşitli noktalarında özel mülkiyetli değirmenler de ziyaretçilere kapılarını açar. Geçtiğimiz hafta sonu binlerce ziyaretçi, boya, tuğla, tahta ve yağı rüzgâr gücüyle üreten bu tarihi makineleri izledi. Türk işletmeciler de etkinlik alanlarında gıda ve hatıra eşyası standlarıyla katıldı.

Ekonomik ve sosyal entegrasyonun gerçek yüzü

Zaandam'daki Türk girişimcileri, şehrin merkezi Alnaystraat ve Nieuwstraat caddelerinde market, restorasyon, kuaför, emlak ve sigorta acenteleriyle görünür bir ticari ağ oluşturdu. Zaanstad Belediyesi verilerine göre ilçedeki KMU'ların (Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler) yaklaşık yüzde 18'i Türk kökenli sahiplere ait. Genç nesil ise sağlık, mühendislik, yazılım ve kamu sektöründe istihdamlı; bu da "sadece dükkan sahibi" stereotipini kırıyor.

Eğitimde de tablo parlak: Zaandam'daki Türk kökenli öğrencilerin HAVO/VWO (üniversite hazırlık liseler) geçiş oranı, son beş yılda Hollandalı akranlarının üzerine çıktı. Zaandam'da faaliyet gösteren "Türkçe Ana Dili Eğitimi" dersleri, hem dil bakımında hem de çift dilli kimlik oluşumunda kritik rol oynuyor.

Geleceğe bakış: "Tarihi gün" beklentisi

Başlangıçta "Tarihi gün: Kente damgasını vuracak Türk" manşetiyle özetlenen beklenti, aslında bir bireyin başarısından ziyade toplumun kolektif bir gelecek vizyonu. Mart 2026'da yapılacak belediye seçimlerinde, Zaandam'dan en az üç Türk kökenli adayın farklı partilerden meclise girmesi bekleniyor. Bu, 1960'larda işçi olarak gelen ilk nesilden, bugün politika, sanat, bilim ve spor alanlarında "kente damgasını vuran" üçüncü nesile kadar uzanan bir sürecin demokratik tecellisi olarak okunuyor.

Zaandam, rüzgâr değirmenlerinin gölgesinde büyüyen ama artık kendi rüzgârını üreten bir Türk toplumu ev sahipliği yapıyor. Şehrin sokaklarında duyulan Türkçe, cami adhanlerinin zil sesleriyle harmanlanması; entegrasyonun "benimseme" değil, "katkıda bulunma" olduğu gerçeğinin en somut kanıtı olmaya devam ediyor.

HM
Haber Merkezi

HaberGo Editor ve Muhabır ekibi