HaberGo
Dünya

Ağrı'da Nuh'un Gemisi Araştırması: 5 Bin Yıllık Toprak Analizleri 'Gemi Yapısı' İşaret Etti

Doğubayazıt'taki gemi biçimli oluşumda yapılan jeofizik ve kimyasal analizler, yapının doğal bir formasyon olmadığını, insan elinin ve organizasyonun izlerini taşıyan bir yapı olduğunu gösteriyor.

HMHaber Merkezi
· 2 dk146 okunma
Ağrı'da Nuh'un Gemisi Araştırması: 5 Bin Yıllık Toprak Analizleri 'Gemi Yapısı' İşaret Etti
Ağrı'da Nuh'un Gemisi Araştırması: 5 Bin Yıllık Toprak Analizleri 'Gemi Yapısı' İşaret Etti

AĞRI — Doğubayazıt ilçesi Telçeker ve Üzengili köyleri sınırları arasındaki, 1959'da İlhan Durupınar tarafından keşfedilen ve "Nuh'un Gemisi" olarak anılan gemi biçimli oluşumda yürütülen çok disiplinli bilimsel çalışmalarda, oluşumun doğal bir jeolojik formasyon olmadığını işaret eden çarpıcı bulgular elde edildi.

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi (AİÇÜ) ve Andrew Jones başkanlığındaki uluslararası araştırmacılar heyeti tarafından 2021 yılından itibaren yürütülen "Doğubayazıt Gemi Biçimli Oluşum Araştırma Projesi" kapsamında, alandan toplanan 30 örneğin jeokimyasal, mikromorfolojik ve yaş belirleme analizleri tamamlandı.

Toprak Analizleri: İç Yapı ve Dış Yapı Farklı

Projeye katılan jeologlar ve jeofizikçiler, oluşumun iç ve dış kısımlarında toplanan toprak örneklerinin kimyasal bileşiminde istatistiksel olarak anlamlı farklar tespit etti. İç kısım örneklerinde organik karbon, potasyum ve magnezyum konsantrasyonlarının dış kısıma göre belirgin şekilde yüksek olduğu, bu durumun ise doğal sedimentasyon süreçleriyle açıklanamayacağı, insan kaynaklı birikim veya yapısal bir hazırlık sürecini işaret ettiği kaydedildi.

Andrew Jones, proje bulgularını değerlendirirken: "Örneklerde gördüğümüz kimyasal anomali, oluşumun sadece bir kayalık yama veya alüvyon koni olmadığını, iç yapısının kasten düzenlenmiş veya farklı malzemelerle doldurulmuş olabileceğini düşündürüyor" ifadelerini kullandı.

Jeoradar Verileri: Düzensiz Tabakalanma Değil, Düzenli Yapı

Yüzey jeoradar (GPR) ve manyetik gradyanometre ölçümleri, oluşumun altındaki tabakalanmanın kaotik veya doğal bir akma yapısı sergilemediğini, aksine belirli aralıklarla yinelenen, dikdörtgen prizmatik yapıya benzeyen anomali zonları içerdiğini ortaya koydu. Bu anomaliler, ahşap iskelet veya kuşakların çürümesi sonucu oluşabilecek boşluk ve yoğunluk farklarına işaret ediyor.

Yaş Belirleme: En Az 5.000 Yıl Önce

İTÜ Jeoloji Mühendisliği Bölümü laboratuvarlarında yapılan OSL (Optik Uyarımlı Luminesans) ve C-14 yaşlandırma yöntemleri, oluşumun üzerindeki ve içindeki sedimentlerin en az 3.000-5.000 yıl önce biriktiğini gösteriyor. Bu veriler, oluşumun son Bin Yıl içindeki bir doğal olay (sel, heyelan) sonucu ortaya çıktığı iddialarını zayıflatıyor.

Araştırma heyeti, bulguların kesin bir "gemi kalıntısı" kanıtı olmadığını, ancak oluşumun doğal jeomorfolojik süreçlerle tam açıklanamayacak nitelikte, insan müdahalesi veya yapısal bir örgütlenme izleri taşıyan anomaliler içerdiğini vurguladı. Çalışmanın detaylı raporu uluslararası hakemli dergilerde yayımlanmak üzere hazırlanıyor.

HM
Haber Merkezi

HaberGo Editor ve Muhabır ekibi