HaberGo
Gündem

Ahmet Davutoğlu'ya "Cumhurbaşkanına hakaret" soruşturması: Tarih tekerrür mü ediyor?

Ankara Başsavcılığı, Davutoğlu'nun sosyal medya paylaşımları nedeniyle TCK 299/1 kapsamında soruşturma başlattı. Ardahanlı yazar Fakir Yılmaz, süreci Demirtaş'ın geçmiş eleştirileri ve Osmanlı tarihine dayanarak analiz etti.

HMHaber Merkezi
· 2 dk30 okunma
Ahmet Davutoğlu'ya "Cumhurbaşkanına hakaret" soruşturması: Tarih tekerrür mü ediyor?
Ahmet Davutoğlu'ya "Cumhurbaşkanına hakaret" soruşturması: Tarih tekerrür mü ediyor?

Ankara Başsavcılığı, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu hakkında "Cumhurbaşkanına hakaret" (TCK Madde 299/1) suçlamasıyla resmi bir soruşturma başlattığını duyurdu. Savcılık yapışılan açıklamada, sosyal medya platformlarında "ne hikmetse yeniden dolaşıma sokulan" ve hakaret içerdiği değerlendirilen paylaşımların resen incelendiğini belirtti. Bu gelişme, siyasi gündemin odak noktası olurken, deneyimli gazeteci ve yazar Fakir Yılmaz, süreci tarihi bir perspektifle ele alarak "Tarih tekerrür mü ediyor, yoksa ritim mi değiştiriyor?" sorusunu gündeme getirdi.

Soruşturmanın tetikleyicisi: Sosyal medya paylaşımları

Resmi bildirime göre, inceleme konusu olan içerikler Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik hakaret unsuru taşıyor. Davutoğlu'nun yakın geçmişteki veya eski konuşmalarının/kaynaklarının kesitlerinin sosyal medyada yeniden yayılması üzerine harekete geçen savcılık, hukuki süreci işletmeye başladı. Bu durum, 2015-2016 dönemlerinde Selahattin Demirtaş'ın Ahmet Davutoğlu'ya yönelttiği "Çocuk katili" ve "Ağrı/Kobra operasyonu sahte kurgu" gibi ağır eleştirilerin, bugün Davutoğlu'nun kendisinin muhatap olduğu bir yargı sürecine dönüşmesi anlamına da geliyor.

Demirtaş'ın geçmiş sözleri ve bugünkü ironi

Yazar Fakir Yılmaz, köşe yazısında bu sürecin içindeki tarihi ironiyi vurguluyor. Demirtaş, yıllar önce Davutoğlu'nun başbakanlığı döneminde milletvekili olarak cezaevine götürülmüş, "Yüreğiniz soğumadı mı, daha ne kadar yargılanmam lazım" diye sormuştu. Bugün ise Davutoğlu, benzer bir "hakaret" kapsamında soruşturuluyor. Yılmaz, bu döngüyü; İmamoğlu sürecinden Kılıçdaroğlu'nun "Mutlak Butlan" dönemine, hatta 10 yıldır hapis olan Demirtaş'ın durumuna uzatarak, iktidar-muhalefet ilişkilerindeki "değişen koltuklar, değişmez sorunlar" tablosunu çiziyor.

Yerelden ulusala: Damal Belediye Başkanı'nın "Barış özü" mesajı

Ulusal gündemden yerel gerçekliğe geçen Yılmaz, Ardahan'ın Damal ilçesi Belediye Başkanı Kemal Çamlıyurt'un "Biz Aleviler, barışın nesnesi değil, özüyüz" başlıklı açıklamasını işaret ediyor. Çamlıyurt, Alevi kimliğinin homojen olmadığını, barış için "rızalık" prensibinin ve eşit yurttaşlık haklarının şart olduğunu vurguluyor. Yazar, bu yaklaşımın, komşu il Kars'tan DEM Eş Başkanı Bakırhan'ın desteklediği, Kürt ve Alevi haklarının "rakip değil, tamamlayıcı" olduğu demokratik zemin arayışını beslediğini kaydediyor.

"Çerçeve Yasa" tartışması ve İdris-i Bitlisi gölgesi

Yazının merkezinde yer alan "Çerçeve Yasa" süreci, 53 kişinin imzalı bildirisiyle gündeme taşınıyor. Yılmaz, bu sayının Erdoğan'ın memleketi Rize'nin plaka kodu (53)yla eşleşmesine dikkat çekerken, tartışmanın odaklanılan ismin 16. yüzyıl Osmanlı devlet adamı ve tarihçisi İdris-i Bitlisi olduğunu hatırlatıyor. Yavuz Sultan Selim'in doğu politikasında rol oynayan Bitlisi'nin bugün "Çerçeve" tartışmalarına referans alınması, geçmişin bugünü nasıl kodladığını gösteriyor.

Tarihin aynasında: Halit Paşa'dan Çandarlı Halil Paşa'ya

Yılmaz analizi, Cumhuriyet tarihinde Meclis koridorunda öldürülen ilk milletvekili Ardahan Milletvekili Halit Paşa'nın (Şubat 1925) ve Fatih Sultan Mehmed döneminde idam edilen ilk sadrazam Çandarlı Halil Paşa'nın (Temmuz 1453) hikayeleriyle uzatıyor. "Bugün idam yok denecek, zindan ve urganda var" diyen yazar, havuz medyasının yarattığı kamuoyu baskısının, dün Yedikule'de idamla, bugün de tutuklama ve soruşturma mekanizmalarıyla "nizam-ı alem"i koruma arayışının modern versiyonu olup olmadığını sorguluyor.

Ardahanlı gazeteci Fakir Yılmaz'ın Eylül 2026 yazıları dizisindeki bu analiz, güncel bir soruşturma haberi üzerinden; hukuk, tarih, yerel kimlik ve siyasi bellek çerçevesinde Türkiye'nin tekerrür eden kriz anatomisini gözler önüne seriyor. Okuyucu, dünün kudretli isimlerinin bugünün sanıklarına dönüşümünü, bir gazetecinin 36 yıllık birikimiyle kurduğu paralellerle takip ediyor.

HM
Haber Merkezi

HaberGo Editor ve Muhabır ekibi