HaberGo
Kripto Analiz

Almanya'da Kripto Vergisi Tasarısı Kabine'ye Gidiyor: 1 Yıllık Muafiyet 2027'den Sonra Kalkıyor

Bundesfinanzministerium referans taslağını derneklere gönderdi, görüşler 6 Ekim'e kadar. 14 Ekim Kabine gündeminde. 2027'den sonra alınan Bitcoin'lerde 1 yıllık satış muafiyeti kaldırılıyor, 2028'den itibaren kaynak tevkifatı geliyor.

HMHaber Merkezi
· 2 dk40 okunma
Almanya'da Kripto Vergisi Tasarısı Kabine'ye Gidiyor: 1 Yıllık Muafiyet 2027'den Sonra Kalkıyor
Almanya'da Kripto Vergisi Tasarısı Kabine'ye Gidiyor: 1 Yıllık Muafiyet 2027'den Sonra Kalkıyor

Almanya Federal Maliye Bakanlığı (Bundesfinanzministerium), "Özel Varlıktaki Belirli Kripto Varlıkların Vergilendirilmesinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun" taslağının referans metnini dün, 30 Eylül 2026 tarihinde dernek ve sivil toplum kuruluşlarına resmen ulaştırdı. Kurumlardan görüş ve eleştirilerin 6 Ekim Pazartesi günü saate kadar iletilmesi beklenirken, taslağın 14 Ekim Çarşamba günü Federal Kabine (Bundeskabinett) gündemine gelmesi planlanıyor.

Taslağın Çekirdeği: Haltefrist Kaldırılıyor, Sermaye Geliri Vergisi Geliyor

Taslaktaki temel değişiklik, Bitcoin ve diğer "takas kripto varlıklarının" (Tauschkryptowerte) vergisel sınıflandırmasının değişmesidir. Bu varlıklardan elde edilen gelirler artık Gelir Vergisi Kanunu'nun (§ 20 EStG) 20. maddesi uyarınca "sermaye geliri" sayılacak. Bu durum, 1 Ocak 2027 tarihinden itibaren edinilen varlıklar için bir yıllık tutma süresi (Haltefrist) muafiyetinin tamamen kalkması anlamına geliyor. Kazançlar, tutma süresine bakılmaksızın vergi matrahı olacak.

Mevcut Sahipler İçin Koruma, Yeni Alım İçin Yeni Kurallar

Geçiş düzenlemesi net: 31 Aralık 2026'dan önce edinilen veya devredilen kripto varlıklar için "mevcut hak koruması" (Bestandsschutz) öngörülüyor. Bu havuzdaki yatırımcılar, reform yürürlüğe girdikten sonra da eski düzenlemeye göre bir yıl süreyle tutunduklarında satış karlarını vergisiz gerçekleştirebilecek. Yeni düzenlemenin getireceği kaynak stopajı (Kapitalertragsteuerabzug) ise 1 Ocak 2028'den itibaren işlem yapan borsalar ve sağlayıcılar aracılığıyla uygulanmaya başlanacak.

Kendi Cüzdanında Tutana (Self-Custody) Yönelik Riskler

Taslağın en tartışmalı ve pratikte zorlayıcı olabilecek noktası, kendi cüzdanlarında (self-custody) tutulan varlıkların yıllar sonra bir borsaya transfer edilmesi durumunda ortaya çıkıyor. Borsa, varlığın orijinal alım maliyetini ve tarihini bilemeyebilir. Taslak bu senaryoda, varlığın 31 Aralık 2026'dan sonra edinildiği varsayılacağını ve vergi matrahının satış hasılatının %50'si üzerinden hesaplanacağını öngörüyor. Bu, yıllar önce ucuz alınıp uzun vadeli tutulan varlıklar için ciddi bir nakit akışı ve dokümantasyon sorunu yaratabiliyor. Maliye Bakanlığı, mükellefin kendi belgelerini sunabileceğini belirtse de, bu belgeler kabul edilmezse veya sunulamazsa pauschal tesbitin devreye gireceğini vurguluyor.

350 Milyon Euro Gelir Karşıtı "Takip Edilecek" Maliyet Kalemi

Bakanlık, reformun uzun vadede yıla 350 milyon Euro ek gelir getireceğini hesaplıyor. Bu rakam, bazı eleştirmenlerin milyar Euro tahminlerinin çok altında. Buna karşılık taslakta, vatandaşlar, işletmeler ve idare için "uyum maliyeti" (Erfüllungsaufwand) satırı hâlâ "takip edilecek" (folgt) ifadesiyle boş bırakılmış durumda. Eski FDP Milletvekili Frank Schäffler, "Bu kadar az gelir için Almanya'nın Bitcoin lokasyonu zarar görüyor, güven yıkılıyor" diyerek hem gelir tahmininin düşüklüğünü hem de maliyetlerin hesaplanmamış olmasını eleştiriyor. Uzmanlar, borsaların ve finans idaresinin uyum maliyetlerinin, hedeflenen geliri bile aşıp aşmayacağının şu an belirsiz olduğunu kaydediyor.

Siyasi Süreç Henüz Başlangıçta

14 Ekim Kabine toplantısı, taslağın bir "Hükümet Tasarısı" (Regierungsentwurf) haline gelip gelmeyeceğini belirleyecek kritik bir nokta. Ancak Kabine onayı verseler bile bu kanun olmadığını, sonrasında Bundestag ve gerekirse Bundesrat'tan geçmesi gereken uzun bir yasama sürecinin başlayacağını unutmamak gerek. Hatta Kabine içindeki CDU liderli bakanlıkların henüz tam konsensüs sağlayıp sağlamadığı konusunda da işaretler var. Yani 14 Ekim bir "sonuç" değil, sürecin görünür bir "ara kontrol noktası".

HM
Haber Merkezi

HaberGo Editor ve Muhabır ekibi